Reklam, medya ve toplum yazıları

Ne diyordum?

Posted by Onur ALMIŞLAR in Kişisel, Yaşam

, ,

Issız bir hayata düşsem kanıma alacağım üç şey nikotin, alkol, bir de aspirin olurdu. İlk ikisiyle kanımı zehirledikten sonra, sonuncusuyla da çok katı olan bu yalnızlığı sulandırmaya çalışırdım. Yalnızlık deyince kendimden, senden ya da ondan bahsetmiyorum, daha çok toplumsal yalnızlık ve sınıfsal başı boşluk belki de örgütselsiz dokümansızlık… Başa dönünce; yine en başa, yani “Eee, şimdi neyi tüketiyoruz?”a gelince sıra, sıra bir türlü bize gelmiyor. Bu otobüsün yolcuları neden hep ayrı duraklarda iniyor ve neden hep tek başlarına mücadele ediyorlar, tanımadıkları şehirlerdeki canavarlarla? Canavar dediysem tamamen medyasünasyon, yok gerçekte öyle bir şey ama öyle bir anlatılıyor ki, “şey”ler oluyor “kocaman bir şey”. Şeyin ney olduğunu bilen yok ama önden eşek çekiyor işte ne yapsın deve!

Ne diyordum… Bir gün yine böyle kazıyorken kazı kazandan çıkacak umudu, aslında kazıdığımın ruhumuzun üzerindeki deri olduğunu fark ettim. Gerçi fark etmez ve derimiz beş para etmez elinde sihirli değneği bulundurana ama bilsen ki, ne sihir ne keramet el çabukluğu marifet… Bir propaganda da görmüştüm kitlelerin yavşaklığını, dinleyenlerden çoktu alkışlayan… Sağır Sultan’ın aslında körmüş gözü, Kel Oğlan’ın çokmuş saçı, Nasreddin mi, aman canım ne hocası!  Kimisi bazen “İnanıyor musun?” diye soruyor, “Hayır!” diyorum, hemen kızıyor, “Hayır inanmıyorum, biliyorum!” diyorum, “Ne diyorsun sen yahu?” diyor. Ben ne dediğimi biliyor muyum? Bilmiyor muyum? Sen biliyor musun?

Continue

Toplum Ağabey ve doğzbin doğzyüz doğzan doğuz

Posted by Onur ALMIŞLAR in Yaşam

, , , ,

Sınıf ayırmadan ve genel olarak söylüyorum (bir “sosyolog” adayı için istatistikler olmadan genelleme yapmak ne derece doğruysa artık); bulunan altın herkes için değerlidir. Mesela bulunan altınlar,  yazımın arkesi olan Köyden İndim Şehire filmindeki köylülerimiz için çok değerliydi. Bu güzel filmi alıp, metaforlarla çitileyip, günümüz toplumumuzun zihin askılarına asarak ileride doğacak güneşte kurumasını bekleyeceğim. Boşuna da beklemiş olabilirim ama sorun yok, o zaman da ünlü şairlerimizden kapitalizmin “Kirlenmek güzeldir” dizeleriyle kapatırız bu bahsi olur biter.

Her şeyden uzak kaldırılmış; bilimsizleştirilmiş, felsefesizleştirilmiş, siyasetsizleştirilmiş, eğitimsizleştirilmiş, kültürsüzleştirilmiş, sanatsızlaştırılmış, ucubeleştirilmiş, ayrıştırılmış, düşüncesizleştirilmiş, kinlendirilmiş, fanatikleştirilmiş, tüketicileştirilmiş, seksileştirilmiş, futbollaştırılmış ve daha birçok, insan olmanın özünden kopartılmış bir toplum için uzak olduğu şeyleri bulması, bunlara sahip olması, birlik olması, yüzeysel değil derinsel değerler için yaşaması, filmdeki köylülerin altın bulmasına benziyor. Yani, bu yazıda kendimizi Himmet Ağa, Himmet Ağa’nın kardeşlerini de yukarıda saydıklarımdan uzak kalmamızı sağlayan sistem olarak düşüneceğiz. En azından ben öyle düşüneceğim.

Continue

Spam Nesiller!

Posted by Onur ALMIŞLAR in Kişisel, Pazarlama, Yaşam

, , , , ,

Facebook, Twitter ve benzerleri hayatımıza girince hayatımızdan da dışarıya çıkanlar oldu; dostlar, akrabalar, aileler, arkadaşlar, patronlar, çalışanlar birbirleriyle online(!) olarak iletişime geçince, ofline iletişim spamlara kaldı. Spamlar her yerimizi sardı. Evimizin kapısın yanındaki ya da apartmanımızın girişindeki posta kutusunda eşten dosttan gelen mektuplar yerine şehirde yeni açılan dükkanların reklamları, bankaların kampanyaları, marketlerin indirim kuponları ve tekelleşmiş firmaların gözümüze; imkanı olsa başka tarafımıza sokmaya çalıştıkları faturaları var. Mutlu değiliz! İletişim, presentabıl, kurumsal, ceo, seo, meo derken boka dönen bir sistemi külaha koyup bize yalatıyorlar. Medeniyet dediğimiz tek dişi kalmış canavar yularımızdan tutmuş ve ciğerimizi sökmüşken, yalnızlığımızın çığlığı kokuşmuş gündem helalarında yankılanıyor. Çabalarımız boşuna, çünkü iğneyle kuyu kazmaya, kuyudan yaşam çıkarmaya çalışıyoruz. Başkalarıyla uğraşmaktan kendimizi çok yalnız bıraktık. Neyse…

Continue

Mola

Posted by Onur ALMIŞLAR in Kişisel

Bu aralar ara verdim yazdıklarıma çünkü başka yerde yazdıklarım var ara sıra. Bir kaç kitap çalışmam var, onlara verdim tüm enerjimi. Fırsat bulursam kafama takılanları yazarım burada. Baktım hem siyasiler, hem markalar, hem saçmalıklar ben yazınca yok olmuyorlar, bir de yazmayayım bakalım dedim ki yazmayınca yok olacaklar mı diye. Hani merak eden, “Nerede bu yazar, neden yazmıyor?” diye soran olursa diye yazdım bu duyuruyu. Yakında kitapçılarda görüşürüz. İlk kitabım 70 adet satmış. Bakalım ikinciyi 100 yapaiblirsek; üçüncü 200, dördüncü 300 derken 20 kitap yazdığımda bestten seller olurum belki… Sevgiler…

 

Yüzümüze tükürenler!

Posted by Onur ALMIŞLAR in Medya / Reklam, Medyaloji, Yaşam

, , , , ,

[Bu yazı 01 Mart 2012 Tarihinde Medyaloji.net'te yayınlanmıştır]

Geçen gün Twitter’da zaman öldürüyordum bir baktım ki, Ali Atıf BİR ile Ateş İlyas BAŞSOY “Parodontax” isimli diş macunun reklamıyla ilgili cıvıldıyorlar(1). Ali Atıf BİR “Paradontax Turk halkinin neresini kaldiriyor?” diye soruyor, Ateş İlyas BAŞSOY da “ben geçen gün düşündüm bunu. böyle reklam olabilir mi? neyi amaçlıyorlar?” diye konuya düşünce katkısı yapıyordu. Tabii ben de reklam eleştirmeni olarak konuya balıklama daldım ve “reklamı izleyebileceğimiz bir link var mı?” diye sordum. Bu üçlü monologumuz (kimse kimseye cevap vermedi çünkü) böylece noktalandı. Ama ben sonra reklamı aradım, buldum, izledim ve bu iki ustaya “parodontax reklamını izledim; LİG TV’den tek farkı, buradaki balgamın/tükürüğün kanlı olması gibi geldi bana.” Dedim; kendim dedim kendime…

Evet, bazen ekranlardan yüzümüze tükürülüyor. Bu bazen bir lig maçında oluyor, bazen bir diş macunu reklamında. Ama bunlar gelip geçici, sinek kadar küçük ama mide bulandırıcı ve çoğu zamanda “İğrrenç!” kelimesiyle tepkiselleştirilen basit tükürükler. Çoğumuz için önemli bile değiller. Hem gerçekler; ne yani kimin diş eti kanamıyor ki? Tamam, sigaranın buzlanması gibi buzlanmalı belki de bu kanlı tükürükler ama silahların buzlanmadığı bir dünyada ne fark eder; silahlar sokulurken körpe zihinlere, bir okka kanlı tükürük, bir dal sigara buzlanmış ne fayda…

Continue

Osıkar ödülleri!

Posted by Onur ALMIŞLAR in Medya / Reklam, Sinema, Yaşam

, , , , , ,

Bu aralar sinemanın en önemli ödüllerinden birisi olan Oscar’ın bilmem kaçıncısı düzenleniyor. Çoğu zaman yaptığım zararlı ve tehlikeli bir iş olan düşünmelerimin birisinde, birilerine ödül vermenin çok kolay olduğunu düşündüm. Yani, “Bu konuda çok iyisin, aferin la!” veya “Seni seçtik; al bakalım şunu!” tarzındaki uluslararası veya uluslariçi ödüllendirmelerin çok kolay olduğunu, insanlara “Ehü, ehü ne kadar da güzel değil mi?” veya “Her şey oylunda dostum!” demenin, diyen kişilere ve kurumlara hiçbir külfet getirmediğini ve bu ödüllendirme sisteminin aslında külfet merkezinin işine geldiğini, verilen ödüllerin alan kişilerden başka hiç kimseyi ilgilendirmediğini, tatmin etmediğini ve bu ödlülerin vatandaş açısından aslında bir işe de da yaramadıklarını düşündüm. Yani düşünsenize; Oscar ödül töreninde, en iyi yönetmen ödülünü Martin Scorsese’e verdiklerinde, diğer yönetmenler “Great!” mı diyorlar, yoksa “All you mother fucker!” mı diyorlar? Bir film izlerim ve çok beğenirim; ödül alsa da beğenirim almasa da. Beğendiğim film bir ödül almışsa, o zaman ödüllü bir filmi beğenmiş olurum, hepsi bu!

Bence asıl önemli olan, çoğunluğun işine yarayacak, çoğunluğu ilgilendirecek, çoğunluğun sesi olacak, ne bileyim; bir an bile olsa çoğunluğun içindeki yağları eritecek, azınlığı, soytarıları ve külfet merkezini sinirlendirecek ödüller verebilmekte. Mesela Oscar yerine “O biraz sıkar!” anlamında “Osıkar” ödülleri verilebilir. Elbette çoğunluğu ilgilendiren bir mesele olduğu için reytingi düşük olacak ama… Reytingin canı cehenneme!

Continue

Ruha gıda 2

Posted by Onur ALMIŞLAR in Kişisel

, ,

Ne de güzel… Levent Üzümcü paylaşmıştı.