opusBou‘ya ait animasyonun gelecekte (gelecekte mi?) gerçekleşmesi muhtemel…
Posted by Onur ALMIŞLAR in Yaşam
opusBou‘ya ait animasyonun gelecekte (gelecekte mi?) gerçekleşmesi muhtemel…
Posted by Onur ALMIŞLAR in Medya / Reklam, Medyaloji, Yaşam
[Bu yazı 16 Şubat 2012 Tarihinde Medyaloji.net'te yayınlanmıştır]
Son günlerde ve hatta daha önceki günlerde, aylarda, yıllarda, ülkemizde veya dünyada olup bitenleri anlayamıyorsanız size çok güzel bir tavsiyem var; belgesel izleyin. Evet, gidin bir belgesel kanalını açın (olanlar için elbette), veya Youtube gibi video paylaşım sitelerine girip belgesel izleyin. Dünyayla ilgili tüm olup biteni göreceksiniz. Şiddet, kan, vahşet, reklam, siyaset, iktidar, kavga, mücadele, yaşam, ölüm, paylaşım, aile, ne ararsanız var. Bazı örneklerle bu belgesel önerimi açmak istiyorum.
Doğada reklam
Reklamın Wikipedia’daki tanımı şöyle: “”insanları gönüllü olarak belli bir davranışta bulunmaya ikna etmek, belirli bir düşünceye yöneltmek, dikkatlerini bir ürüne hizmete, fikir ve kuruluşa çekmeye çalışmak, onunla ilgili bilgi vermek, ona ilişkin görüş ve tutumlarını değiştirmelerini veya belirli bir görüşü ya da tutumu benimsemelerini sağlamak amacıyla oluşturulan; iletişim araçlarından yer ya da süre satın almak yoluyla sergilenen ya da başka biçimlerde çoğaltılıp dağıtılan ve bir ücret karşılığı oluşturulduğu belli olan (diğer bir deyimle parasal destek sağlayan kişi ya da kuruluşların kimliği açık olan) duyuru”. Reklamın TDK’daki tanımı ise şu: “Bir şeyi halka tanıtmak, beğendirmek ve böylelikle sürümünü sağlamak için denenen her türlü yol”. Reklamın kabaca tanımı ise şudur: Tüketiciyi kendi ürününü alması için etkilemek. Bunun için her yol mubahtır! Reklamların geneli etkilemeye, çok cazip, renkli ve dayanılması zor vaatlere dayanır. Peki, reklamın doğadaki hali nasıl?
Continue
Posted by Onur ALMIŞLAR in Medya / Reklam, Medyaloji, Yaşam
[Bu yazı 09 Şubat 2012 Tarihinde Medyaloji.net'te yayınlanmıştır]
İki haftadır sürdürdüğüm yazı dizisine bu hafta da devam etmek istiyorum. Eğer istek gelirse daha da devam ederim gibime geliyor sanki. Gerçi dünyayı değiştirdiğim falan yok; boş işler bunlar ama yine de yazıyorum işte.
Erkeklerin kâbusu olan Biscolata’nın kaslı erkekleri markanın yeni reklamında(1) yine göründüler. Kâbus derken latife yapıyorum; yani kim ne yapsın o kadar yakışıklılığı, kası, baklavayı falan. Biz göbeğimizi seviyoruz(!) Reklama geçmeden önce reklamlarda ve medyadaki kaslı erkeklerle ilgili birkaç kelam etmek istiyorum, sonra hemen reklamlara döneceğim.
Benim kendisini pek anlayamadığım bir filozof olan Bertrand RUSSELL(2), “Aylaklığa Övgü”(3) isimli kitabında (Cem Yayınevi,2.Basım,2008 Haziran, S. 117) şöyle diyor: “…Zaferden emin, hareketli, güçlü kuvvetli erkeklerin savaştan hoşlanması, kadınların ise onların yiğitliklerine hayranlık duyması, olgusu her zaman savaşı kolaylaştırmıştır.” Şimdi sorum şu: Neden reklamlarda, dizilerde ve sinema filmlerinde topluma rol modeli olarak sunulan erkekler hep güçlü kuvvetli, kendinden emin ve hareketli oluyorlar? Yani neden Avea’nın Optik’i (Gözlüklü, akıllı, zeki, daha insancıl ama…) rol modeli olamıyor da, kaslı, yakışıklı, güçlü erkekler rol modeli oluyorlar? Acaba dünyadaki sistemin en büyük kar kaynağı olan savaşın en etkili tohumları medya aracılığıyla atılıyor da ondan mı? Kaslı bir erkek o kasları nerede kullanacak? Savaşmayacaksa, gücünü birilerine göstermeyecekse neden kaslı olsun? Bir öğretmenin kaslı olması -mesleğiyle ilgili olarak- kimin işine yarar? Yani sınıftaki öğretmen “Evet çocuklar bugün çok ağır bir konu işleyeceğiz!” dediğinde öğrencileri de “Hocam, iyi ki kaslısınız yoksa bu konuyu kaldıramazdınız!” mı diyecek? Ya da güçlü, kuvvetli, iri kaslı bir bilim insanını görenler “Oh, ne kadar da güçlü, kuvvetli bir bilim insanısınız!” dediklerinde, bilim insanı da onlara “E, herhalde! Başka türlü atomu nasıl parçalardım?” mı diyecek? Evet, gerçekten çok saçma! Avcı ve toplayıcı olan, sürekli koşan ve fiziği buna göre tasarlanmış olan (Afrikalı atletler mesela) insan evladını, kim neden böyle şişiriyor? Medyanın sürekli zihnimize pompaladığı bu güçlü, kuvvetli ve savaşçı karakteri istemiyoruz; savaşa hayır! Ama göbekli olduğumuz için değil, insan olduğumuz için…
Continue
“İnsanların tasarruflarıyla en çok yaptıkları şeylerden biri, tasarruflarını hükümetin birine ödünç vermektir. Çoğu uygar hükümetlerin kamu harcamalarının geçmiş savaşlar için yapılan ödemelerle, gelecekteki savaşlara hazırlıktan ibaret olduğu göz önüne alındıkta, parasını hükümete borç veren adam, Shakespeare’deki katil kiralayan kötü adamla aynı durumdadır.”(S:10)
Continue
Posted by Onur ALMIŞLAR in Medya / Reklam, Medyaloji, Yaşam
[Bu yazı 02 Şubat 2012 Tarihinde Medyaloji.net'te yayınlanmıştır]
Geçen hafta bazı reklamların gerçek hayatta nasıl olabileceklerini anlatmaya çalışmıştım(1). Bu hafta da bu anlatıma devam etmek istiyorum.
Böyle göl kenarında, karla kaplı ıssız bir yerde başlıyor reklam(2). Bir kadınla(Şahika Ercümen-Dünya serbest dalış şampiyonu) bir lastik (Lassa) görünüyor, birlikte yürüyorlar. Aslında lastik dönüyor yürüyemiyor, neyse… Bu ikili reklam boyunca dağda bayırda tek başlarına ilerliyorlar. Kadının yüzünde gurur, cesaret ya da “Ne işim var benim burada!” der gibi bir ifade var. Bu ikiliye de Mazhar Alanson “Sağlam basıcan bu hayatta! Sağlam gidicen bu hayatta! Sağlamsa Lassa!” diyerek eşlik ediyor o harika sesiyle. Aynı reklamın bir benzeri daha var. O reklamda da Semih Saygıner (Dünya bilardo şampiyonu) ve aynı lastik (Lassa) rol alıyor. Bu versiyonda da Semih Saygıner ıssız yerlerde lastikle dolaşıyor ve elbette Mazhar Alanson’un sesi yine onlara eşlik ediyor… Reklamda, Saygıner’in yüzünde “Yıkarım, yakarım bu şehri! Kimsiniz lan siz!” ifadesi var. Ne sağlam, ne güvenli bir reklam! Peki, bu reklamda yaşananlar gerçekte olsa nasıl olurdu?
Continue
Posted by Onur ALMIŞLAR in Yaşam
Siz o asker olun ve kendi ülkeniz için söyleyin/anlayın/dinleyin… Umut Koray Tuncay’ın sayfasında gördüm.
Son günlerde Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun "Güvenli İnternet" filtresinin Avrupa kurumlarınca desteklendiği, "tam not aldığı" şeklinde kamuoyunu yanıltıcı haberler yayınlanmıştır. Haberlerde "INSAFE kuruluşunun Türkiye'deki uygulamayı öven bir rapor yayınladığı" iddia edilmektedir, fakat söylenenler maalesef gerçekleri yansıtmamaktadır. Haberin kaynağı, Insafe'in blog sayfasında Türkiye'deki filtreye dair yayınlanmış ve BTK tarafından kaleme alınmış ingilizce bir haberdir (1). Haberin altındaki bilgi notunda "burada ifade edilen görüşler yazının sahibine (BTK) aittir ve Insafe network'ü bağlamaz" denmektedir. Haberin yayınlanması şöyle bir notla duyurulmuştur: "Insafe çalışanları olarak üçüncü ülkelerin (yani Insafe Network üyesi olan 27 AB ülkesi ve İzlanda, Norveç, Rusya'nın dışında kalan ülkelerin) çevrimiçi güvenlikleri bağlamındaki çalışmalarından haberdar olmaktan her zaman memnuniyet duymaktayız. Bu yazıda Türkiye'deki yeni bir güvenli internet hizmetini öğreniyoruz. (BTK'nın yazısına link)" Sonuç olarak "Avrupa'dan tam not" olarak duyurulan olay, BTK'nın kendi yazdığı ingilizce bir haberi, yabancı bir blog sayfasının konuya dair yüzeysel bilgisi olan bir editörüne yayınlatmış olmasından ibarettir. Yine, yeniden hatırlatmak isteriz ki "Güvenli İnternet hizmeti" olarak lanse edilen bu internet filtreleme sistemi, 15 Mayıs 2011’de binlerce vatandaşımızın sokaklarda protesto ettiği, ülkemizdeki bilişim STK'larının hemen hepsinin “merkezi filtre uygulaması kabul edilemez” diyerek karşı çıktığı, AGİT ve daha bir çok uluslararası raporların ifade özgürlüğünü kısıtladığı gerekçesiyle eleştirdiği ve son olarak Danıştay'da iptal davası süren bir uygulamadır. BTK'nın filtre sistemi daha geçtiğimiz haftalarda yine yanıltıcı haberlerle üniversitelerde meşrulaştırılmaya çalışılmış, İnternet'in Güvenli Kullanımı, Yeni Medya ve Medya konusunda, ulusal ve uluslararası çapta çalışmalar sürdüren akademisyenler tarafından protesto edilmiştir (2). Akademisyenlerin açıklamasında da belirtildiği gibi, BTK, uygulamaya yeterli ilgi gösterilmediği için bu haberler de dahil olmak üzere, filtre uygulamasını aklama ve sorgulanmadan benimsetme amaçlı birçok kamuoyunu yanıltıcı çalışma yapmayı sürdürmektedir. Konu ile ilgili bilgi sahibi olan herkesi bu bilgileri paylaşmaya ve gerçekleri savunmaya çağırıyoruz. Alternatif Bilişim Derneği
Posted by Onur ALMIŞLAR in İnternet, Medya / Reklam, Yaşam
BTK neden bizi kandırmaya çalışıyor? İyi ki varsın Alternatif Bilişim Derneği…