Her ne kadar yazının başlığı referandumla ilgili gibi görünse de aslında öyle değil. Tamam biraz öyle ama tam olarak değil. Yani bu yazımda “Evet” ya da “Hayır” verin, neden verin, neden vermeyin diyerek kafanızı patlatmak niyetinde değilim. Yazımın hiçbir siyasi mesajı yok. Sadece gördüm, yaşadım, düşündüm ve yazmak istedim…
Televizyon karşısındayken her şey çok güzel; izlediğimiz dizilerde, filmlerde, tartışma – spor ve magazin programlarında, çizgi filmlerde, her şey çok güzel. O ekrana bakınca ne şehrin sokaklarını, ne aç komşumuzu, ne borçlarımızı, ne yarınımızı, ne de bir çok şeyi düşünmüyoruz. Aslında biz çoğu şeyi umursamıyoruz bile. İstisnalar hariç hepimiz böyleyiz. Sizi çok fazla yormadan yazımın başlığındaki “Hayır”lara geleyim. İçimizdeki “Hayır”ları öldürelim derken ne demek istiyorum? Demek istediğimi bazı sorular ve bu sorulara verilen cevaplarla anlatmak istiyorum. Bu sorular bana ait değil, bize ait. Tabi cevapları da öyle…
Soru: “Küpe takabilir miyim?”
Cevap: “HAYIR!”
Soru: “Üniversiteye türbanımla girebilir miyim?”
Cevap: “HAYIR!”
Soru: “O kadar eğitim gördüm, öğretmen oldum, meslek garantim var mı?”
Cevap: “HAYIR!”
Soru: “Emniyet kemeri takalım mı?”
Cevap: “HAYIR!”
Soru: “İnternet sansürleri kalksın mı?”
Cevap: “HAYIR!”
Soru: “Eşcinsellere hakları verilsin mi?”
Cevap: “HAYIR!”
Soru: “Korsan ürün kullanmayalım, tamam mı?”
Cevap: “HAYIR!”
Soru: “Engelli vatandaşlar şehirlerde rahatça dolaşabilsinler mi?”
Cevap: “HAYIR!”
Soru: “Fanatikliği bırakalım mı?”
Cevap: “HAYIR!”
Soru: “Herkesin düşüncesine saygı duyalım mı?”
Cevap: “HAYIR!”
Soru: “Çevreyi, doğayı, hayvanları koruyalım mı?”
Cevap: “HAYIR!”
Soru: “Bundan sonra turistleri ve kendi vatandaşlarımızı kazıklamayalım, tamam mı?”
Cevap: “HAYIR!”
Soru: “Artık daha çok bilimle ilgilensek mi?”
Cevap: “HAYIR!”
Soru: “Eğitim sistemini düzeltim ve mükemmel yapalım mı?”
Cevap: “HAYIR!”
Soru: “Benim de konuşmama izin verir misin?”
Cevap: “HAYIR!”
Soru: “İnsan hakları her şeyden önce gelsin mi?”
Cevap: “HAYIR!”
Soru: “Depreme dayanıklı evler yapalım mı?”
Cevap: “HAYIR”
Soru: “Ormanları koruyalım mı?”
Cevap: “HAYIR!”
Soru: “Geri dönüşüm tesisleri kuralım mı?”
Cevap: “HAYIR!”
Soru: “Dokunulmazlıklar kalksın mı?”
Cevap: “HAYIR!”
…
Sorular ve sorulara verilecek “HAYIR!” cevapları uzar gider. İsterseniz sizler de yorumlarınızla katkıda bulunabilirsiniz. Anlatmak istediğim şu: Referanduma ne oy verirseniz verin (iki seçenekli bir soru soruluyor ve isteyen istediği cevabı vermekte özgür), önemli olan içimizdeki “HAYIR”ları öldürmek. İçimizdeki gelişmek, özgürleşmek, zenginleşmek (kültürel, ekonomik, sosyal, her türlü…) istemeyen kendimize “HAYIR!” diyebilmek. Yani, “HAYIR”lar ölmedikten sonra referandumdan ne sonuç çıkarsa çıksın sokaklar, düşünceler, yasaklar, insanlar, kurallar hep aynı olacak. Belki şehre bir film gelecek, bir güzel orman olacak ama o filme gidenler yine salonda susmayacaklar, bilet sırasında kaynak yapacaklar, o ormanı yine yakacak birileri. Bir şeyler değişecekse, değiştirilecekse önce kendi içimizden, kendimizden başlamalıyız. Diyeceğim budur…

