Bizler insanız!

Posted by Onur ALMIŞLAR in BirGün, Yaşam

, , , ,

[Bu yazı 27 Temmuz 2011 Tarihinde BirGün gazetesinde yayınlanmıştır]

Havasına suyuna, taşına toprağına, bin can feda benim yurduma… Marşlarla, şarkılarla, türkülerle, aynı yerden estiği zannedilen yellerle, resmi ideolojinin çocukluğumuzdan beridir bize anlattığı ve bizim de çocuksu bir saflıkla inandığımız o harikalar diyarındaki masalın büyüsüne kapılmışken bir de bakmışız ki, ne diyar var harikalarla dolan ne de bu bir masalmış çocuklara anlatılacak olan…

Masallarda, şiirlerde, şarkılarda ve marşlarda olmadığı kadar cehenneme dönmüş bir yerdeyiz. Bu yurdun her köşesinin bir fiil düşman işgaline uğrayacağını sanıyorken bir de bakmaya zamanımız olmadan çok geç anlamışız ki, bu coğrafyanın dört bir yanı bilfiil ölen insanlarımızla dolmuş taşmış. Artık, kendi yalan masalımızı ve çocukluğumuzu bırakıp, çocuklarımıza masal tadında bir gerçek bırakmayı istememiz lazım.

HÂLÂ CENNET Mİ BU VATAN?

Belki de bazı şarkıları, şiirleri ve marşları güncellememiz ya da yenilerini yazmamız gerekiyor. Çünkü eski hallerindeki kelimeler pek bir şey ifade etmiyor, halleri eskide kalan kelimeler bugünkü durumumuzun ve acımızın halini tanımlayamıyor, anlayamıyor, anlatamıyor. Hâlâ cennet olan bir vatanımız mı var? Henüz denizleri kanalizasyona, yaylaları ve ormanları inşaata, dereleri baraja, eğitimi şifreye, aydınları parmaklığa, kitapları yasağa, iletişimi sansüre, sevgisi korkuya, geleceği atamalara, umudu karamsarlığa, gençleri mezar taşına dönüşmemiş bir zamanın, belki de bir masalın tanımıydı o cennet vatan. Talan olmamış, sokakları ve şehirleri sermayeye teslim edilmemiş ve yeni umutların, yeni insanların; insanlığın ve kardeşliğin ülkesi olacağı düşünülen bir zamanın ülkesindeki şiirin bir dizesiydi bu. O zamanlarda hep birlikte cennet olacağına inandığımız için kurtardığımız bu topraklar, şimdilerde umursamazlıkla dolu odalarımızın penceresinden baktığımız bir kan gölü oldu.

Tabii o pencereden dışarısını görebilmek ve geleceğimize ağlayabilmek için önce pencerenin önündeki simülasyonunu kaldırıp atmamız gerekiyor. Bize izlettirilen gerçekler değil! Bizler sistemin istediğini izliyoruz ve bunu gönüllü yapıyoruz çünkü bir insanın hayatını; nefes almasını, ağlamamasını, acı çekmemesini sağlamak, acısını paylaşmak, ne olursa olsun önce insan diyebilmek ve insanlığa yakışmayan her türlü hareketin karşısında durabilmek, bir adada reytingine mücadele eden reyting kişilerini alkışlamaktan, paravanın arkasından çıkanın vereceği elektriği ölçmekten ve bugün kimin ne giydiğini öğrenmekten daha zor! Sanal kahramanların, sanal olayların, sanal gündemlerin peşinden gitmek, hiç kimseye bir faydası olmayan yapımları izlemek; o yumuşacık koltuklarda ayakları uzatarak zaman öldürmek daha kolay. Çünkü bu ölümler renkli, çünkü bu ölümler heyecanlı, çünkü bu ölümler bir yılan ve bize dokunmadığı için bin yaşayacak! O kutu bizim hoş bir zaman(!) geçirmemizi sağlayıp, sanki olup biteni haber veriyormuş gibi yaparken aslında damarlarımıza sistem serumunun o vahşi sıvısını pompalıyor. Bir süre sonra damarlarımızda ve gözlerimizde insan olmanın suyu olan kan ve gözyaşı yerine kinin, nefretin ve şiddetin o vahşi sıvısı dolaşıyor, bizi teslim alıyor ve sonra da bizim olmayan her annenin, her babanın, her kadının, her çocuğun ve her gencin gözyaşı olup akıyor başka diyarlarda…

GÖZYAŞLARIMIZIN RENGİ

Her şey, her kim ve her ney olabiliriz ama hepsinden önce insan, insandan önce de kendimiz olmalıyız. Başkalarının fikirlerini, sözlerini, düşüncelerini değil önce kendimizin sesini dinlemeliyiz. Hiçbir dine, hiçbir ırka, hiçbir ideolojiye sahip olmayan çocukluğumuza dönmeliyiz önce. El ele tutuşup kutu kutu pense, evcilik, doktorculuk oynamalı, kum havuzlarında yuvarlanmalı, terliklerimizi çıkarıp yalınayak gezmeliyiz. Kavgamız bir oyuncağı paylaşamamaktan olmalı ve ağlamalarımız annelerimizin elbiselerinde son bulmalı. Barut değil ter kokan vücutlarımızı koklamalı annelerimiz…

Hiçbir sistem, hiçbir ideoloji, hiçbir güç insanlıktan, annelikten, babalıktan ve yaşamaktan güçlü olmamalı! Afrikalıların dediği gibi: “Yüzümüzün ve gözlerimizin rengi ne olursa olsun, gözyaşlarımızın rengi aynıdır.” Bizler insanız!

Bu yazı toplamda 777, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Bunları da okuyabilirsiniz

Leave a Comment

Your email address will never be published or shared. Required fields are marked with an asterisk (*).

*
To prove you're a person (not a spam script), type the security word shown in the picture. Click on the picture to hear an audio file of the word.
Click to hear an audio file of the anti-spam word