Currently browsing Benzerlik Category

Page 1 of 2

Tuvalet kâğıdı, tarih ve boktan konular

Posted by Onur ALMIŞLAR in Benzerlik, Yaşam

, , , , ,

Ne alakası olduğunu anlayamadıysam/anlayamadıysak da, “Ya tarih olursun, ya da cesur olup tarihi sen yazarsın!” diyor Hülya Avşar, rol aldığı tuvalet kâğıdı reklamında… Breh! Breh! Breh! Bu reklama ve reklamdaki bu cümlelere benim verdiğim tepki gibi muhtelif tepkiler geldi. Geldi çünkü reklamdaki birleşimin etkisi: Hülya Avşar, tarih yazmak ve tuvalet kâğıdı, bu tepkiyi hak etmişti. Reklama, reklamda oynayana, reklamdaki cümleye, reklamı yazana, reklamı yaptırana gülüp, alay ettikten ve tepkimi verdikten sonra durup düşünmeye başladım. Tuvalet kâğıdı, dolaylı olarak dışkı ve tarih yazmak aslında hiç de birbirine yabancı durmuyor. Dediğim gibi, ilk başlarda çok saçma olduğunu düşündüğüm bu reklamın mesajının aslında çok yerinde olduğuna karar verdim. Tarih yazmak kesinlikle boktan bir konu!

Continue

Otomobil ilanları, reklamlar ve siyaset

Posted by Onur ALMIŞLAR in Benzerlik, BirGün, Medya / Reklam, Yaşam

, , , ,

[Bu yazı 04 Ocak 2011 Tarihinde BirGün gazetesinde yayınlanmıştır]

Alakasız gibi görünen bir giriş olacak ama yoğurt faydalı ve de atasözlerine girmiş felsefi bir gıdadır. Her yiğidin yoğurt yiyişi farklıdır mesela, sonra sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer ve kimse yoğurdum ekşidir demez. Alakasız gibi görünen bu girişi burada bitirip alakalı görünecek gelişmeye geçmek istiyorum.

Siz bir ürün satıyorsanız, sattığınız ürün için kötü demezsiniz. Kimse yoğurdum ekşidir demez! Herkes yoğurduğunu satmaya çalışır ve bu eylemi çeşitli yöntemlerle gerçekleştirir. İşte tam burada ürün satma eyleminin en çok tercih edilen ikilisi karşımıza çıkar; reklam ve ilanlar ki, bu ikili de zaten konumuzla alakalıdırlar. Reklam ve ilanlar hemen hemen her türlü ürün için gereklidir; otomobil, kıyafet, deterjan, yoğurt, demokrasi! Evet, demokrasi de bir üründür ve siyasi partiler tarafından halka satılırlar. Fakat demokrasinin diğer ürünlerden farkı, satışının belirli yıl aralıklarında olmasıdır. Biz bu yıl aralıklarına “seçimler” diyoruz. Siyasi partiler, milletvekili adayları ve siyasi parti liderleri seçim zamanlarında bize kendi demokrasilerini satmaya çalışırlar. Bu satış işleminde uygulanan yönteme “siyaset”, bu satış işleminde kullanılan paraya da “oy” diyoruz. Her ürün satışında olduğu gibi demokrasi satışında da reklam ve sloganlar en önemli araçlardır. Tabii her ürün satışında olduğu gibi demokrasi satışındaki amaç da ürününü satabildiğin kadar çok kişiye satmaktır.

Continue

Neden onlar?

Posted by Onur ALMIŞLAR in Benzerlik, Yaşam

, , , ,

Bu görseli ahşaptan yapılmış bir köy evinin duvarında gördüm ve fotoğrafını çektim. Aslında görseldekilerden çok çekmiştik ama fotoğraf olarak ilk kez çektim… Ev sahibinin dediğine göre dedesi asmış bu görseli, Tansu Çiller’e hastaymış ve “Bunu asla çıkarmayın buradan” diye de tembihlemiş torununa. Torunu da dedesinin sözünü tutmuş ve o görseli tahta duvardan çıkarmamış.

Continue

Ken Saro-Wiwa’dan Metin Lokumcu’ya; egosistem ile ekosistemin mücadelesi

Posted by Onur ALMIŞLAR in Benzerlik, BirGün, Yaşam

, , , , , , , , ,

Popomuzdan bildirge uydurmayalım!

Posted by Onur ALMIŞLAR in Benzerlik, Medya / Reklam, Medyaloji

, , , , ,

Sürekli reklam yapan, yaptığı reklamlarda rakiplerine çatan, tüketicinin kafasını karıştıran ve bulunduğu sektörün yaklaşık üçte birine sahip olan markaların “Tüketici hakkı” ya da “Anayasa” demesi bana garip geliyor, biraz durup düşünüyorum!  Tüketicinin hakkını savunan/savunacak olan bir marka bana hiç samimi gelmiyor. Turkcell’in “Cep Anayasası” ve Vodafone’un “Tüketici Hakları Bildirgesi” girişimleri güzel tamam ama samimi değil! Zaten olması gereken haklar sanki bu iki markanın girişimiyle olacakmış gibi sunuluyor tüketiciye! Sanki yıllardır tüketicinin hakkını yiyenler Kızılderilililer ve posta güvercinleriydi de Turkcell ve Vodafone gelip bizi bu haksızlıktan kurtardı…

Şimdi burada bu iki markanın anayasa ve tüketici hakkı bildirgelerini uzun uzun yazmak istemiyorum. Maddeleri okumak isteyenler Turkcell’in(1) ve Vodafone’un(2) internet sitelerinden ilgili maddelere ulaşabilirler. Ben her iki markanın da ilgili bildirgesinde/ anayasasında yer alan maddeleri okudum ve şunu söylemek istiyorum: Çok affedersiniz ama bu maddelerde saydıklarınız bizim hakkımızdan önce zaten sizin MECBURİYETİNİZDİR! Bize en kaliteli hizmeti vermeye mecbursunuz! Sanki bedavaya alıyoruz hizmeti!

Continue

Tüketim çılgınlığı!

Posted by Onur ALMIŞLAR in Benzerlik, Medya / Reklam, Pazarlama, Yaşam

, , , , ,

Masai Mara’daki hayvanatın gerçekleştirdiği “Büyük Göç”, Mesai Para’daki insanatın gerçekleştirdiği tüketim çılgınlığına benziyor. Kesinlikle aynı değiller, sadece benziyorlar. Hayvanlar doğası gereği yani içgüdüsel olarak tüketime yönelirken insanlar medya tarafından büyütülen, genlerinde bulunan ve doymak bilmeyen iştahlarıyla tüketiyorlar. Hayvanat için sadece “Hayatta kalmak için ye!” ilkesi geçerliyken insanat için “Hava atmak için ye!”, “Büyük indirimden yararlan!”, “Evde var ama çok ucuz al!”, “Komşunu geç!”, “O’nda var da sen de neden yok?”, “Daha fazlasını iste!”, “Düşünme sadece al!”, “Orman dediğin nedir ki!”, “Çanak çömlek patlasın aga!”, “Nabıcan bacaya filtreyi falan?” ve benzeri ilkeler geçerlidir…

Continue

Tanıdık geliyor mu?

Posted by Onur ALMIŞLAR in Benzerlik, Sinema, Yaşam

, , , ,

Baskılarla korkutulmuş, korkuyla sindirilmiş, korkmayanlara ve sinmeyenlere hadleri bildirilen, iktidarı rahatsız ettiği için müziklerin bile yasaklandığı, iktidarın istediği dışında yayın yapamayan ve tamamen iktidara bağımlı bir medyası olan, eşcinsellerin ve farklı dinden olanların aşağılandığı hatta inancı olmayanların yok edilmesi gerektiğinin savunulduğu, hükümetin istediği gibi olmayanların yaşamak için olduklarından farklı davrandıkları, ülkeyi yöneten partinin lideriyle ilgili en ufak bir eleştirinin veya mizahın anında cezalandırıldığı, vatandaşları hükümet tarafından sürekli dinlenen ve hükümetin hoşuna gitmeyen sözlerin dinlemeye takılmasıyla dinlenenlerin cezalandırıldığı, güzel ama yalan sözlerle halkın sürekli uyutulduğu, askerinden polisine, din görevlisinden doktoruna, akademisyeninden gazetecisine kadar her yere hükümetin adamlarının yerleştirildiği, hükümeti kötü, zayıf ve hatalı gösterecek her olayın hemen ört bas edildiği, hükümeti protesto etmek için gösteri yapmak isteyen öğrencilerin, işçilerin, sivil toplum örgütlerinin aşırı şiddetle püskürtüldüğü ve gerekirse bu kişilerin yok edildiği sivil ama faşist bir yönetimin hüküm sürdüğü bir ülke…

Continue