Bu videodaki olay ilgili filmin setinde gerçekleşmiş. Yani gerçek bir iletişim. İlginç! Aylin paylaşmıştı
Page 1 of 3
Posted by Onur ALMIŞLAR in iletişim
Bilgisayarımdan bir sorun uyarısı aldım. Bilgisayarın işletim sistemi sorunun çözümü için beni yönlendirdi; “Aç bak, burayı tıkla sorunu çözcez” dedi. Açtım baktım o dala bu kullanıcı ne budala! Bir de baktım ki çözüm bölümünde şu üstteki görselde gördükleriniz var. Gördükleriniz var ama sonunun çözümü yok. Sonunun çözümü var da “Senin” dilinde yok. İyi de “Senin” dilinde çözüm yoksa senin benim ülkemde ne işin var? Sen neden varsın o zaman aga?
Bir vatandaş da Şikayetvar.com’da şikâyetini bildirmiş. Neyse ki o şikayet kendi dilimizde de okuyabildik. Ama Microsoft henüz okuyamamış herhalde ki herhangi bir tepki vermemiş şikâyete.
Posted by Onur ALMIŞLAR in iletişim, Medya / Reklam, Medyaloji
Gün geçmiyor ki bir reklam daha ekranlardaki yerini almasın sayın seyirciler! Hayatımızın vazgeçilmezleri olan bu reklamlara kâh gülüyoruz kâh ağlıyoruz, kâh eğleniyoruz kâh sinir oluyoruz, kâh, kâh, kâh… Filli Boya da yeni reklamıyla(1) ekranlardaki yerini almış (kâh) ve bizlere sormuş, demiş ki “Sevildiğimiz için mi çok iyiyiz, yoksa çok iyi olduğumuz için mi seviliyoruz, işte bunu bilmiyoruz”. Hemen cevap verelim…
Efendim, bir kere reklamdaki sorunuzda bir hinlik sezmedik değil. Güya çok sevildiğinizi ya da çok iyi olduğunuzu hiç çaktırmadan bizlere belirtiyorsunuz ama biz çakarız; mesajı aldık… En güzel şarkıyı siz yaptınız, en güzel ünlüyü siz oynatınız, en güzel reklamı siz çektiniz, siz neymişsiniz be abi? Fakat birkaç sorumuz var: Kim/kimler sizi seviyor? Reklamınızda oynayan ünlüler mi sizi seviyorlar? Bu ünlüler reklamınızda sevgileri karşılığın da mı oynadılar? Bu ünlüler şimdiye kadar kendilerine ait bir rengin olduğunu biliyorlar mıydı? Çok iyi olduğunuzu neye ya da kime göre belirlediniz? İlla ki bir araştırma yapmışsınızdır, bu araştırmanın sonuçlarını bizlerle de paylaşacak mısınız? Kendinizi bu kadar beğenmenizin özel bir nedeni var mı?
Continue
Posted by Onur ALMIŞLAR in Gazete/Dergi, iletişim, Medya / Reklam, Medyaloji
Hemen hemen her markanın bir internet sitesi var. Bu internet siteleri markalarla sınırlı değil elbette, kişilerin ve kurumların da internet siteleri var. Tüm internet sitelerinde standart sayfalar vardır; ana sayfa-hakkımızda-misyon vizyon-iletişim –basında biz… Bunlardan konumuzla ilgili olanı “Basında biz” sayfaları…
Bir markanın veya kurumun internet sitesindeki sayfalardan belki de en etkilisi ya da etkili olduğu düşünülendir “Basında biz”. Bir kere medyada; gazetelerde ve televizyonlarda haberi çıkmış olmak ilgili markanın tüketici gözünde büyük görünmesine neden olur. Çünkü sıradan vatandaş bir markanın medyada haberinin çıkmasına büyük bir şey diye bakar ki “Basında biz” sayfalarında hep iyi haberler vardır. İlgili markanın medyada ne kadar haberi vara o marka o kadar iyidir(mi?). Rakiplerinden daha çok basında yer almışsa değmeyin o markanın keyfine. Ama “Basında biz” sayfalarıyla ilgili bir gerçek var: basında biz sayfaları sübjektiftir. Yani ilgili markanın internet sitesinde yer alan “Basında biz” sayfasında o markayla ilgili kötü bir haberi bulamazsınız. Sürekli iyi haberler, güzel yazılar, aman da aman ne markayız be arkadaş kahkahaları vs…
Continue
Posted by Onur ALMIŞLAR in Finans Time, iletişim, İnternet, Yaşam
[Bu yazı Şubat - Mart 2011 Tarihli Finans Time dergisinde yayınlanmıştır]
Yazıma başlamadan önce tüm Finans Time okurlarının yeni yılını kutluyorum… Yeni bir yıl, yeni umutlar, yeni heyecanlar, yeni hayaller, sağlık, mutluluk, başarı vs. Bunlar iyi niyetli dilekler ama biz ne dilersek dileyelim her şey olması gerektiği gibi olacak. Tabi bazı şeyleri de ancak kendimiz yapabileceğiz. Mesela sigara içenler sağlıklı bir yıl istiyorlarsa önce sigarayı bırakacaklar. Sadece dilek dilemekle olmaz değil mi? Başarı isteyenler çok çalışacaklar, kendilerini geliştirecekler, azimli olacaklar. Evde oturup “Hadi başarı gel” diyerek başarı gelmeyecek. Yani demek istiyorum ki, biraz gayret göstereceğiz. Ama İlla da başarılı olacağız diye bir kural yok! Çünkü tüm insanların mutlu veya başarılı olması mümkün değil, dünyanın düzenine aykırı. Hep gündüz olmasını, havanın hep sıcak olmasını istemek gibi bir şey bu… Mümkün mü? Elbette hayır! Güzel düşünmek, güzel ve iyi şeyler istemek hakkımız ama kendimizi hayatın gerçeklerinden koparmayalım. Masal dünyasında yaşamıyoruz ki masallardaki hayatlar bile sandığımız kadar muhteşem değildir! Masallardaki periler bile size istekleriniz için sınırsız şans vermezler; ya üç hakkınız vardır ya da gece yarısına kadar vaktiniz…
Continue

Dün bir konu hakkında bilgi almak için Ülker’le iletişime geçmek istedim. İletişimi e-posta yoluyla yapmayı tercih ettim. Ülker’in internet sayfasına girdim ve iletişim bölümünden e-posta adresini almak istedim ama olmadı. Çünkü Ülker’in internet sitesindeki iletişim sayfasında e-posta adresi yok, telefon numaraları ve iletişim formu var. İletişim formu da çok teferruatlı. İnternet öyle bir hale geldi ki, kullanıcı olarak her şeyi hızlı ve kolay istiyoruz. Açıkçası iletişim formundaki o kadar çok boş yeri doldurup iletişime geçmeyi gözüm yemedi. Sitede biraz dolaştım belki e-posta adresi bulurum diye ama bulamadım. Neyse daha sonra formu istemeye istemeye doldurdum. Benim için çok zahmetliydi. O iletişim formunu kullanarak ikinci kez Ülker’le iletişime geçmem. Daha basit bir form ya da e-posta adresi bulursam ancak o şekilde iletişime geçerim.
Continue
Posted by Onur ALMILAR in iletişim, İnternet, Medya / Reklam
Twitter, Facebook, friendfeed geldi hayatımız değişti… Öyle mi oldu gerçekten? Aslında tüm bunların Mirc sohbetinden, MSN muhabbetinden bir farkı yok. Sistem aynı sistem. Değişen sadece biraz gelişmiş kullanım özellikleri, tasarım ve isimler. Yoksa yine herkes sohbet içinde. Sohbet derken; geyik muhabbeti, bilgi alış verişi, anketler, bilgi toplama, görüş alma, yardım isteme kategorilerindeki sohbetler. Bunları MSN ile de yapabiliyorduk ve hatta bunları Mırc servisiyle de yapabiliyorduk. Yani aslında değişen bir şey yok. Elbette farklılıkları var ama iskelet aynı. Şimdi daha geniş bir alandayız. Sosyal medya ortamı normal vatandaşlar için bir değişiklik yapmadı ama ünlüler için aynı durum söz konusu değil.
Sıradan insan olmak her zaman özgürlüktür aslında. Çünkü sıradan olunca istediğiniz gibi hareket edebilirsiniz. Sorumluluklarınız yoktur. Sokakta yürürken kendiniz olursunuz, istediniz lokantada rahatça yemek yersiniz, istediğiniz yerde gezersiniz. İnternette de durum hemen hemen aynı; istediğiniz yazar, istediğinizi söylersiniz. Fakat ünlüler için aynı özgürlük söz konusu değil.
Continue