Currently browsing İnternet Category

Page 1 of 8

“Son günlerde Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun "Güvenli İnternet" filtresinin Avrupa kurumlarınca desteklendiği, "tam not aldığı" şeklinde kamuoyunu yanıltıcı haberler yayınlanmıştır. Haberlerde "INSAFE kuruluşunun Türkiye'deki uygulamayı öven bir rapor yayınladığı" iddia edilmektedir, fakat söylenenler maalesef gerçekleri yansıtmamaktadır. Haberin kaynağı, Insafe'in blog sayfasında Türkiye'deki filtreye dair yayınlanmış ve BTK tarafından kaleme alınmış ingilizce bir haberdir (1). Haberin altındaki bilgi notunda "burada ifade edilen görüşler yazının sahibine (BTK) aittir ve Insafe network'ü bağlamaz" denmektedir. Haberin yayınlanması şöyle bir notla duyurulmuştur: "Insafe çalışanları olarak üçüncü ülkelerin (yani Insafe Network üyesi olan 27 AB ülkesi ve İzlanda, Norveç, Rusya'nın dışında kalan ülkelerin) çevrimiçi güvenlikleri bağlamındaki çalışmalarından haberdar olmaktan her zaman memnuniyet duymaktayız. Bu yazıda Türkiye'deki yeni bir güvenli internet hizmetini öğreniyoruz. (BTK'nın yazısına link)" Sonuç olarak "Avrupa'dan tam not" olarak duyurulan olay, BTK'nın kendi yazdığı ingilizce bir haberi, yabancı bir blog sayfasının konuya dair yüzeysel bilgisi olan bir editörüne yayınlatmış olmasından ibarettir. Yine, yeniden hatırlatmak isteriz ki "Güvenli İnternet hizmeti" olarak lanse edilen bu internet filtreleme sistemi, 15 Mayıs 2011’de binlerce vatandaşımızın sokaklarda protesto ettiği, ülkemizdeki bilişim STK'larının hemen hepsinin “merkezi filtre uygulaması kabul edilemez” diyerek karşı çıktığı, AGİT ve daha bir çok uluslararası raporların ifade özgürlüğünü kısıtladığı gerekçesiyle eleştirdiği ve son olarak Danıştay'da iptal davası süren bir uygulamadır. BTK'nın filtre sistemi daha geçtiğimiz haftalarda yine yanıltıcı haberlerle üniversitelerde meşrulaştırılmaya çalışılmış, İnternet'in Güvenli Kullanımı, Yeni Medya ve Medya konusunda, ulusal ve uluslararası çapta çalışmalar sürdüren akademisyenler tarafından protesto edilmiştir (2). Akademisyenlerin açıklamasında da belirtildiği gibi, BTK, uygulamaya yeterli ilgi gösterilmediği için bu haberler de dahil olmak üzere, filtre uygulamasını aklama ve sorgulanmadan benimsetme amaçlı birçok kamuoyunu yanıltıcı çalışma yapmayı sürdürmektedir. Konu ile ilgili bilgi sahibi olan herkesi bu bilgileri paylaşmaya ve gerçekleri savunmaya çağırıyoruz. Alternatif Bilişim Derneği ”

Alternatif Bilişim Derneği

BTK’nın filtre sistemini Avrupa’nın desteklediği yönlü yanıltıcı haberler üzerine açıklama

Posted by Onur ALMIŞLAR in İnternet, Medya / Reklam, Yaşam

, , , , ,

BTK neden bizi kandırmaya çalışıyor? İyi ki varsın Alternatif Bilişim Derneği…

 

“Seçmek özgürlüktür”

Posted by Onur ALMIŞLAR in İnternet, Yaşam

, , , , ,

Lütfen dikkat! Bu yazıda geçenler tamamen hayal ürünüdür! Bu yazıda geçen yer, isim ve olayların gerçekle alakası yoktur!

Bir zamanlar her şeyin devlet tarafından kontrol edildiği ülkenin birinde, ülkenin vatandaşları büyük bir heyecan içindeymiş, çünkü ülkenin tüm şehirlerine yeni ve büyük bir market açılıyormuş. Vatandaşlar yeni açılan bu marketi görmek ve içerisine girip alış veriş yapmak için sabırsızlanıyorlarmış. Vatandaşların bu sabırsızlığı marketin yeni açılmasından değil, yeni açılan marketin bir özelliğindenmiş. Ülkede her şey devlet tarafından kontrol edildiği için vatandaşların özgürce hareket etmeleri kısıtlanıyormuş. Hangi televizyon kanalının, hangi televizyon kanalındaki hangi yayının izleneceğine, hangi marketten alış veriş yapılacağına, hangi marketten hangi ürünleri satın alarak alış veriş yapılacağına, hangi kitapların okunacağına, hangi kitaplardaki hangi kelimelerin kullanılarak okunacağına ve elbette yazılacağına devlet karar veriyormuş. Baskıdan ve devletin kendilerini sürekli kontrol etmesinden bıkan insanlar yeni açılan bu marketin getirdiği yeniliği büyük bir sevinçle karşılamışlar. Vatandaşların sevince boğan bu yenilik alış verişlerde “seçme özgürlüğü” imiş. Ayrıca bu “seçme özgürlüğü”nü bizzat devlet sağlıyormuş.

Continue

Evet, sosyal medya kesinlikle PÖH’tür!

Posted by Onur ALMIŞLAR in İnternet, Medya / Reklam, Medyaloji, Yaşam

, , , ,

[Bu yazı 02 Aralık 2011 Tarihinde Medyaloji.net'te yayınlanmıştır]

Cengiz Semercioğlu 26 Kasım 2011 tarihli köşe yazısında (1) Twitter’ın hallerinden bahsetmiş. Televizyonda yayınlanan programlardaki bazı olayların veya kişilerin Twitter’da en çok konuşulan konu olduğunu yazmış. Semercioğlu “ Nihat Doğan televizyona çıkıyor, Twitter’da en çok konuşulan konu oluyor. Mahsun dizi çekiyor, sosyal medyanın birinci sırasına yerleşiyor. Kıvanç saz çalıyor “trend topic” oluyor…” diyerek girmiş yazısına, sonra da “Türkiye’de sosyal medyanın hali bu işte!” diyerek teşhisi koymuş ve “Twitter’ı biraz izleyince televizyon izlemiş gibi oluyor insan… Oysa sosyal medya yeni bir mecra olacaktı değil mi… Yenilikçiydi… Pöh!” diyerek bitirmiş.

Cengiz Semercioğlu’na birkaç bilgi vermek istiyorum, fakat amacım bir sosyal medya doktoru edasıyla “Öksürün! Nefes alın!” şeklinde hasta muayene edip “Bunu her yemekten sonra alacaksınız, şunu günde bir çay kaşığı içeceksiniz!” diyerek reçete yazmak ya da “Bak Cengiz bu Twitter! Yaz Cengiz yaz, 140 karakterde dilediğini yaz!” diyerek dalga geçmek değil. Cengiz Semercioğlu’nun yazısından “Bu mu yani? Değilse nedir? Anlamadım!” şeklinde bir soru sezdiğim için, bir sosyal medya insanı olarak bu sorulara cevap vermek istiyorum sadece.

Continue

İnternet gazeteleri, Twitter da internet gazeteciliğini bitirecek!

Posted by Onur ALMIŞLAR in Gazete/Dergi, İnternet, Medya / Reklam, Medyaloji

, , , ,

[Bu yazı 23 Kasım 2011 Tarihinde Medyaloji.net'te yayınlanmıştır]

İnternetteki haber sitelerini (haber siteleri?) dolaşırken bir şeyin beni rahatsız ettiğini fark ettim. Aslında bu fark etme çok önceden de vardı ama şimdiki başka türlü bir fark edişti. Beni rahatsız eden şey haber sitelerinin tıklama tutkusu yüzünden okuyucuya çektirdikleri eziyet. Bize göre eziyetin, haber sitelerine göre tıklama patlamasının mantığı şudur: Haberi ki haber beş para etmese bile, gizemle süsle, ilgi çekici başlık yaz ve okuyucuyu haberin detayını okumak için tıklamaya mecbur bırak. Bu mantığa birkaç örnek vererek meramımı açıklamaya çalışayım. Haber sitelerinde görülmesi muhtemel süslü manşetlerden bazıları (Detaylar bir alt paragrafta; tıklayın!):

1) “Canlı yayında skandal!”… Haberin detayında ise skandalın kelime anlamını ağlatan, yayıncılığın kendisini skandal yapan birkaç ıvır zıvır…

2) “X kişi öyle bir laf dedi ki!”… Haberin detayını okuyunca okuyucunun içinden sorduğu soru şu oluyor çoğu zaman “E, bu mu yani!”. Aslında okuyucu manşete kanıp haberin detayına bakınca içinden – hatta dışından da- başka şeyler söylüyor ama bunları burada yazamayacağım.

Continue

Haşmet Babaoğlu da Mehmet Atalay da yanılıyor!

Posted by Onur ALMIŞLAR in Gazete/Dergi, İnternet, Medya / Reklam, Medyaloji

, , , , ,

[Bu yazı 15 Kasım 2011 Tarihinde Medyaloji.net'te yayınlanmıştır]

Basın İlan Kurumu (Bundan sonra BİK olarak ifade edeceğim) Genel Müdürü Mehmet Atalay, Malatya Rama Otel’de düzenlenen ‘Yerel Gazetecilikte Meslek İçi Eğitim adlı seminerde ‘‘Bana göre gazeteciliğin en büyük sorunu, toplam tirajların hala 5 milyonun altında olması” demiş, gazete okuma alışkanlığımızın olmadığını ve bu durumun 75 milyonluk bir ülkeye yakışmadığını söylemiş. Haşmet Babaoğlu da gazetelerin az okunduğuyla ilgili olarak “Yanlış!” demiş. Önce kısaca gazetelerin tirajlarıyla ilgili fikirlerimi sonra da Haşmet Babaoğlu’nun ve Mehmet Atalay’ın yanılmasının nedenini sizlerle paylaşayım.

Bana göre gazete tirajlarında en önemli etken yine gazetelerin kendisidir. Bu devirde; bilginin her mecradan ve ışık hızıyla aktığı bu internet çağında, kağıda basıldığında artık müzelik olmuş olacak bilgileri kim ne yapsın? Bu devirde; insanlara 24 saat bile yetmiyorken, tüketecek ürün çok ama tüketecek zaman yokken, bu kadar kalın, bu kadar çok sayfalı gazeteleri kim ne yapsın? İnsanlar bırakın gazeteyi, bilgiyi bilgisayardan bile değil mobil olarak tüketiyorlar.

Continue

Televizyon, İnternet, Web 2.0 ve 3.Dünya Savaşı!

Posted by Onur ALMIŞLAR in İnternet, Yaşam

, , , , , ,

[Dikkat! Bu yazıyı ilk olarak 28 Şubat 2008’de yazdım. Bilmişim Teknolojileri ismindeki kitabıma koymak için (yazı kitabımın 277. sayfasındadır) blogumdan kaldırmıştım. Son zamanlarda konuyla ilgili bir çok haber yayınlanmaya başlayınca yazımı tekrar paylaşmak istedim. Yazıda bazı eksiklikler/yanlışlıklar falan var ama dediğim gibi bu yazı oldukça eski.]

İnsanlarımız yıllardır yavaş yavaş köle olarak yetişti­rildiler; televizyonun kölesi. Rahmetlik dedem televiz­yon ilk çıktığı zamanlarda babama “Oğlum, bu avanak kutusu” demiş. Teşhis çok doğru.  Bizleri kolayca kandır­manın en güzel yolu. Ne verirlerse onu alırsınız. Onlar anlatır, onlar karar verir ve siz dinlersiniz. Ama yakında bu dönem sona erecek.

Kölelik

Kendime çok kızıyorum aslında. Bunca yıldır ekran başından ayrılamadan dünyadaki en kıymetli şey olan za­manı boşa harcadım. Son yıllara kadar da yine öyle idi. İşten çıktıktan sonra eve gider, üzerimi değiştirir yemek yer ve sonra avanak kutusunun başına geçerdim. Yakla­şık saat 19:00 civarlarında televizyonun karşısındaydım. Önce haberler daha sonra arka arkaya diziler… Bir bak­mışım saat 01:00 olmuş. Hadi bakalım uykuya.

Continue