“Okulda insanlar imal edilir. Bu insan yapma sürecine eğitim denir. Geniş anlamda düşünüldüğünde; içerisinde doğduğumuz aile, sinema, televizyon tiyatro ve radyo ile gazete, kitap ve afişler de okul sayılır. Bir nevi bilgi iletmeye yarayan bütün yerler okuldur…” (Sayfa 7)
…“Bizi yöneten bu mekanizmanın en önemli dişlilerinden biri, bazı istisnai durumlar dışında, davranışlarımızı özgürce sergilediğimize inandırılmamızdır…”(Sayfa 9)
…“New-Yorklular köyler ve dış ülkelerden gelen konuklarına dünyanın en yüksek yapılarını gösterirler. Empire-State binasını sanki kendi mülkleriymiş gibi gösterirler. Gerçek, görülmeye değer bu yerlerin birkaç iş adamının mülkiyetinde olduğu ve gurulu New-Yorkluların –diğer büyük batı şehirlerinde oturanlar gibi – bu işverenler tarafından kent dışına sürüldükleridir. Konut ve arsa sahipleri ile emlakçılar, iş merkezleri apartmanlara oranla daha çok para getiriyor diye, binlerce insan şehir merkezindeki evlerini terke zorluyor. İşçi ve memurlar şehir dışına taşınmak zorunda kalıyor (buralara şimdi banliyö deniyor), çünkü Amerikan hükümeti de Alman hükümeti gibi arsa spekülasyonu yapanları korur. Günümüzde çalışanlar yaşamlarının 1/10!den fazlasını yollarda geçiriyor. Avcıya yem olanlar avcının mülküyle gururlanıyor. Çünkü, farklı bilgiler arasında ilişki kurmayı bilmiyorlar. İçerisinde bulundukları durumu/yaşam koşullarını değiştirilemez olarak görmeye alıştılar…” (Sayfa 14)
Continue