Currently browsing Yaşam Category

Page 1 of 12

Reklamlar ve gerçekler 2

Posted by Onur ALMIŞLAR in Medya / Reklam, Medyaloji, Yaşam

, , , ,

[Bu yazı 02 Şubat 2012 Tarihinde Medyaloji.net'te yayınlanmıştır]

Geçen hafta bazı reklamların gerçek hayatta nasıl olabileceklerini anlatmaya çalışmıştım(1). Bu hafta da bu anlatıma devam etmek istiyorum.

Böyle göl kenarında, karla kaplı ıssız bir yerde başlıyor reklam(2). Bir kadınla(Şahika Ercümen-Dünya serbest dalış şampiyonu) bir lastik (Lassa) görünüyor, birlikte yürüyorlar. Aslında lastik dönüyor yürüyemiyor, neyse… Bu ikili reklam boyunca dağda bayırda tek başlarına ilerliyorlar. Kadının yüzünde gurur, cesaret ya da “Ne işim var benim burada!” der gibi bir ifade var. Bu ikiliye de Mazhar Alanson “Sağlam basıcan bu hayatta! Sağlam gidicen bu hayatta! Sağlamsa Lassa!” diyerek eşlik ediyor o harika sesiyle. Aynı reklamın bir benzeri daha var. O reklamda da Semih Saygıner (Dünya bilardo şampiyonu) ve aynı lastik (Lassa) rol alıyor. Bu versiyonda da Semih Saygıner ıssız yerlerde lastikle dolaşıyor ve elbette Mazhar Alanson’un sesi yine onlara eşlik ediyor… Reklamda, Saygıner’in yüzünde “Yıkarım, yakarım bu şehri! Kimsiniz lan siz!” ifadesi var. Ne sağlam, ne güvenli bir reklam! Peki, bu reklamda yaşananlar gerçekte olsa nasıl olurdu?

Continue

Bir askerden savaş karşıtı konuşma

Posted by Onur ALMIŞLAR in Yaşam

, , , , ,

Siz o asker olun ve kendi ülkeniz için söyleyin/anlayın/dinleyin… Umut Koray Tuncay’ın sayfasında gördüm.

“Son günlerde Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun "Güvenli İnternet" filtresinin Avrupa kurumlarınca desteklendiği, "tam not aldığı" şeklinde kamuoyunu yanıltıcı haberler yayınlanmıştır. Haberlerde "INSAFE kuruluşunun Türkiye'deki uygulamayı öven bir rapor yayınladığı" iddia edilmektedir, fakat söylenenler maalesef gerçekleri yansıtmamaktadır. Haberin kaynağı, Insafe'in blog sayfasında Türkiye'deki filtreye dair yayınlanmış ve BTK tarafından kaleme alınmış ingilizce bir haberdir (1). Haberin altındaki bilgi notunda "burada ifade edilen görüşler yazının sahibine (BTK) aittir ve Insafe network'ü bağlamaz" denmektedir. Haberin yayınlanması şöyle bir notla duyurulmuştur: "Insafe çalışanları olarak üçüncü ülkelerin (yani Insafe Network üyesi olan 27 AB ülkesi ve İzlanda, Norveç, Rusya'nın dışında kalan ülkelerin) çevrimiçi güvenlikleri bağlamındaki çalışmalarından haberdar olmaktan her zaman memnuniyet duymaktayız. Bu yazıda Türkiye'deki yeni bir güvenli internet hizmetini öğreniyoruz. (BTK'nın yazısına link)" Sonuç olarak "Avrupa'dan tam not" olarak duyurulan olay, BTK'nın kendi yazdığı ingilizce bir haberi, yabancı bir blog sayfasının konuya dair yüzeysel bilgisi olan bir editörüne yayınlatmış olmasından ibarettir. Yine, yeniden hatırlatmak isteriz ki "Güvenli İnternet hizmeti" olarak lanse edilen bu internet filtreleme sistemi, 15 Mayıs 2011’de binlerce vatandaşımızın sokaklarda protesto ettiği, ülkemizdeki bilişim STK'larının hemen hepsinin “merkezi filtre uygulaması kabul edilemez” diyerek karşı çıktığı, AGİT ve daha bir çok uluslararası raporların ifade özgürlüğünü kısıtladığı gerekçesiyle eleştirdiği ve son olarak Danıştay'da iptal davası süren bir uygulamadır. BTK'nın filtre sistemi daha geçtiğimiz haftalarda yine yanıltıcı haberlerle üniversitelerde meşrulaştırılmaya çalışılmış, İnternet'in Güvenli Kullanımı, Yeni Medya ve Medya konusunda, ulusal ve uluslararası çapta çalışmalar sürdüren akademisyenler tarafından protesto edilmiştir (2). Akademisyenlerin açıklamasında da belirtildiği gibi, BTK, uygulamaya yeterli ilgi gösterilmediği için bu haberler de dahil olmak üzere, filtre uygulamasını aklama ve sorgulanmadan benimsetme amaçlı birçok kamuoyunu yanıltıcı çalışma yapmayı sürdürmektedir. Konu ile ilgili bilgi sahibi olan herkesi bu bilgileri paylaşmaya ve gerçekleri savunmaya çağırıyoruz. Alternatif Bilişim Derneği ”

Alternatif Bilişim Derneği

BTK’nın filtre sistemini Avrupa’nın desteklediği yönlü yanıltıcı haberler üzerine açıklama

Posted by Onur ALMIŞLAR in İnternet, Medya / Reklam, Yaşam

, , , , ,

BTK neden bizi kandırmaya çalışıyor? İyi ki varsın Alternatif Bilişim Derneği…

 

Reklamlar ve gerçekler

Posted by Onur ALMIŞLAR in Medya / Reklam, Medyaloji, Yaşam

, , , , ,

[Bu yazı 26 Ocak  2012 Tarihinde Medyaloji.net'te yayınlanmıştır]

Bu hafta, bazı reklamların gerçek hayatta nasıl olabileceklerini anlatmaya çalışacağım. İlk olarak Sütaş(1) reklamıyla başlamak istiyorum.

Sevimli bir inek yavrusu… Sokaklarda geziyor ve onu gören insanlardan kaçmıyor. İnsanların mutlu gözlerle baktığı bu sevimli inek yavrusu Sütaş’ın malı. Nasıl olduysa kaybolmuş ve şehrin sokaklarında; özgürce ama ait olduğu yere duyduğu özlemle dolaşıp duruyor. İçinde bulunduğu yalnızlıktan, çaresizlikten ve korkudan kurtulmak istiyor. Neyse ki sonunda Sütaş araçlarını görüyor da yerine yurduna dönebiliyor. Ne de mutlu oluyor! Ay, ne sevimli reklam… Peki, gerçekte böyle mi?

Bir kere bizim ülkemizde şehrin göbeğinde dolaşan bir ineğe ya da ineğin yavrusuna öyle sevimli, mutlu, hayran gözlerle bakılmaz. Bizler her kurban bayramı öncesinde sokaklarda koşan kurbanlık hayvanları ve o hayvancıkların peşinden koşan insancıkları görüyoruz(2). Her bayram öncesi yaşanan bu acıklı olaylarda hayvanlara ne işkenceler yapıldığını, hayvanların da bu işkencelerden kurtulabilmek için ne mücadeleler verdiğini biliyoruz. Yani, Taksim Meydanı’nda bir inek yavrusu görsek “A, ne sevimli lan!” deyip geçmeyiz, geçemeyiz. Neden? Birincisi biz şehir insanıyız, korkarız. İkincisi, etin bu kadar pahalı olduğu bir ülkede yollarda sahipsiz olarak dolaşan bir inek yavrusu olamaz! Yani en fazla iki dakika dolaşabilir ki o da şanslıysa, birileri o yavru ineği anında yakalar, paketler, keser, satar… Çünkü sokaklarda %99 dolaşıyor ve onların hiç de kolay bir hayatları yok!

Continue

Belgesel: Gerçeklik nedir?

Posted by Onur ALMIŞLAR in Yaşam

, , , , , ,

Orjinal ismi “BBC: What is Reality?”. Ben şu blogta gördüm, sizinle paylaşmak istedim. Çok güzel, ilginç ve belki de gerçek :)

Tuvalet kâğıdı, tarih ve boktan konular

Posted by Onur ALMIŞLAR in Benzerlik, Yaşam

, , , , ,

Ne alakası olduğunu anlayamadıysam/anlayamadıysak da, “Ya tarih olursun, ya da cesur olup tarihi sen yazarsın!” diyor Hülya Avşar, rol aldığı tuvalet kâğıdı reklamında… Breh! Breh! Breh! Bu reklama ve reklamdaki bu cümlelere benim verdiğim tepki gibi muhtelif tepkiler geldi. Geldi çünkü reklamdaki birleşimin etkisi: Hülya Avşar, tarih yazmak ve tuvalet kâğıdı, bu tepkiyi hak etmişti. Reklama, reklamda oynayana, reklamdaki cümleye, reklamı yazana, reklamı yaptırana gülüp, alay ettikten ve tepkimi verdikten sonra durup düşünmeye başladım. Tuvalet kâğıdı, dolaylı olarak dışkı ve tarih yazmak aslında hiç de birbirine yabancı durmuyor. Dediğim gibi, ilk başlarda çok saçma olduğunu düşündüğüm bu reklamın mesajının aslında çok yerinde olduğuna karar verdim. Tarih yazmak kesinlikle boktan bir konu!

Continue

Reklamları anlatan süpürge

Posted by Onur ALMIŞLAR in Medya / Reklam, Medyaloji, Yaşam

, , , , ,

[Bu yazı 19 Ocak  2012 Tarihinde Medyaloji.net'te yayınlanmıştır]

LG’nin Komressor Plus isimli süpürgesinin ilginç bir reklamı var(1). Reklam “Fazla kilodan kurtaran süpürge” şeklinde duyurulmuş. Reklamı izleyince atılan başlığın ne kadar da uygun olduğunu gördüm ve gülümsedim. Tabii başlığa “Bir süreliğine” eklemek gerekir, çünkü reklamdaki süpürge sizi bir süre zayıf gösterir; eğer belinize bir akü bağlamayacak ve yanınızda süpürgeyi taşıyacak birisini bulundurmayacaksanız.

Reklam dünyası gerçekten ilginç bir gezegen! Bir biriyle alakasız kavramlar birbirlerine monte edilip sonra da bize monte… Ah pardon; satılmaya çalışılıyor. Şu örneklere bakın: Elektrik süpürgesi zayıflamayla ilişkilendiriliyor, tuvalet kâğıdı –ne işe yaradığı belli- güzellikle(2), ihtiyaçla ilgili bir ürün gereksiz karizmayla, çamaşır deterjanı şiddeti örnek göstererek çocuk gelişimiyle(3), hiç konuşmasak bile her ay ortalama 15 TL sabit ödeme yaptığımız iletişim bedavayla, sansür ise özgürlükle ilişkilendiriliyor. Kurt’u Kırmızı Başlıklı Kız yapıyorlar, pireyi deve veya kargayı bülbül… Reklamdaki ürünün işleviyle sunuluşunun birbirleriyle alakaları olmaları gerekmiyor, önemli olan satılan ürünü ve verilen hizmeti olduğundan farklı, abartılı; en renkli, en neşeli ve en harika şekilde göstermek.

Continue