[Bu yazı 26 Ekim 2011 Tarihinde BirGün gazetesinde yayınlanmıştır]
Türkiye’deki siyaset tıpkı reklamlar gibidir. Reklamlar birer senaryodan oluşur yani reklamdaki kişi ve olaylar tamamen hayal ürünüdür. O çok ünlü sanatçılar, o markanın reklamındaki o ürünü kullandıkları ya da sevdikleri için o reklamda oynamazlar; o reklamdan para aldıkları için o reklamdadırlar. O reklamdaki tesisatçı aslında bir tiyatrocudur, o mühendis ise ajanstaki bir manken. Reklamdaki şarkıcı o ankastreleri aslında kullanmaz, o çocuğun babasının arabası da reklamdaki değildir ve tavşanlar asla petrolden hoşlanmazlar. Reklamlar eğlencelidir, müzikleri güzeldir ve o dünyadaki insanların yaşam tarzları harikadır. Reklamlar, reklamdaki ürünü kullanmayanları yani bizleri kötü, ezik, güçsüz ve çirkin gösterirler. Reklamdaki ürünü kullanan insanlar güzeldirler, mutludurlar, güçlüdürler, yaşam standartları iyidir. Bizler, o reklamdaki insanlar olabilmek için reklamdaki ürünü kullanmak zorundayızdır. Ayrıca her reklamda bir slogan vardır, tıpkı siyasette olduğu gibi…
Continue






