Currently browsing Posts Tagged “toplum”

Page 4 of 6

Slogan siyaseti ve plasebo etkisi

Posted by Onur ALMIŞLAR in BirGün, Yaşam

, , , , ,

[Bu yazı 26 Ekim 2011 Tarihinde BirGün gazetesinde yayınlanmıştır]

Türkiye’deki siyaset tıpkı reklamlar gibidir. Reklamlar birer senaryodan oluşur yani reklamdaki kişi ve olaylar tamamen hayal ürünüdür. O çok ünlü sanatçılar, o markanın reklamındaki o ürünü kullandıkları ya da sevdikleri için o reklamda oynamazlar; o reklamdan para aldıkları için o reklamdadırlar. O reklamdaki tesisatçı aslında bir tiyatrocudur, o mühendis ise ajanstaki bir manken. Reklamdaki şarkıcı o ankastreleri aslında kullanmaz, o çocuğun babasının arabası da reklamdaki değildir ve tavşanlar asla petrolden hoşlanmazlar. Reklamlar eğlencelidir, müzikleri güzeldir ve o dünyadaki insanların yaşam tarzları harikadır. Reklamlar, reklamdaki ürünü kullanmayanları yani bizleri kötü, ezik, güçsüz ve çirkin gösterirler. Reklamdaki ürünü kullanan insanlar güzeldirler, mutludurlar, güçlüdürler, yaşam standartları iyidir. Bizler, o reklamdaki insanlar olabilmek için reklamdaki ürünü kullanmak zorundayızdır.  Ayrıca her reklamda bir slogan vardır, tıpkı siyasette olduğu gibi…

Continue

Kitap: Düzene Uygun Kafalar Nasıl Oluşturulur

Posted by Onur ALMIŞLAR in kitap, Medya / Reklam, Yaşam

, , , ,

Okulda insanlar imal edilir. Bu insan yapma sürecine eğitim denir. Geniş anlamda düşünüldüğünde; içerisinde doğduğumuz aile, sinema, televizyon tiyatro ve radyo ile gazete, kitap ve afişler de okul sayılır. Bir nevi bilgi iletmeye yarayan bütün yerler okuldur…” (Sayfa 7)

…“Bizi yöneten bu mekanizmanın en önemli dişlilerinden biri, bazı istisnai durumlar dışında, davranışlarımızı özgürce sergilediğimize inandırılmamızdır…”(Sayfa 9)

…“New-Yorklular köyler ve dış ülkelerden gelen konuklarına dünyanın en yüksek yapılarını gösterirler. Empire-State binasını sanki kendi mülkleriymiş gibi gösterirler. Gerçek, görülmeye değer bu yerlerin birkaç iş adamının mülkiyetinde olduğu ve gurulu New-Yorkluların –diğer büyük batı şehirlerinde oturanlar gibi – bu işverenler tarafından kent dışına sürüldükleridir. Konut ve arsa sahipleri ile emlakçılar, iş merkezleri apartmanlara oranla daha çok para getiriyor diye, binlerce insan şehir merkezindeki evlerini terke zorluyor. İşçi ve memurlar şehir dışına taşınmak zorunda kalıyor (buralara şimdi banliyö deniyor), çünkü Amerikan hükümeti de Alman hükümeti gibi arsa spekülasyonu yapanları korur. Günümüzde çalışanlar yaşamlarının 1/10!den fazlasını yollarda geçiriyor. Avcıya yem olanlar avcının mülküyle gururlanıyor. Çünkü, farklı bilgiler arasında ilişki kurmayı bilmiyorlar. İçerisinde bulundukları durumu/yaşam koşullarını değiştirilemez olarak görmeye alıştılar…” (Sayfa 14)

Continue

“Wall Street’i İşgal Et” ya da Allah’a havale et!

Posted by Onur ALMIŞLAR in BirGün, Yaşam

, , , , , ,

[Bu yazı 19 Ekim 2011 Tarihinde BirGün gazetesinde yayınlanmıştır]

Ekonomik kriz, işsizlik, gelecek kaygısı, adaletsiz gelir dağılımı, adaletsiz yaşam, insan haksızlıklarının çoğalması, eğitim ve sağlık sisteminin pahalılığı, sosyal politikalar yerine savaşa harcanan paralar, sömürü ve bu kokuşmuş düzen insanları sokağa döktü. Önce “Arap Baharı”yla başlayan bu halk isyanlarının Amerika’ya sıçrayacağı ve Dünya finans kapitalinin merkezi olan Wall Street’in işgal edileceği, “Arap Baharı”na destek veren Amerikan egemenleri tarafından düşünülmemişti belki de… Ama şimdi binlerce insan milyarlarca insanın hakkını almak için sokaktalar, eylemdeler. Umarım bu eylemler kararlılıkla devam eder ve rüya âlemindeki diğer insanlar da uyanırlar. Hayatımızı gasp eden bu sistemi yıkmak ve insanlığın hak ettiği en adil, en özgür, en güzel dünyaya kavuşmak için bunu başarmak zorundayız. Uyanın!

Continue

Bizim olan ama bize ait olmayan gerçekler

Posted by Onur ALMIŞLAR in Medya / Reklam, Yaşam

, , , ,

Gerçek nedir? Kabul ettiklerimiz mi yoksa kabul etmekten  korktuklarımız mı ya da zorla kabul etmek zorunda kaldıklarımız mı? Anlatmak istediğim şey beynimizin içinde oluşan ve beynimizi parmaklıklarla ören bir düşünce, kurtulmaya çalıştığımızda karşımıza çıkan ve bizi engelleyen bir duvar.

Bizler doğduğumuz yerin, yetiştiğimiz ailenin ve yaşadığımız çevrenin kültürüyle besliyoruz beynimizi. Sonradan sahip olduğumuz vatan, inanç, ahlak ve dil gibi kavramlar hep beslendiğimiz ortamla alakalı. İlk başta hepimiz insanız ama zamanla içinde bulunduğumuz sistemin kurallarına göre; ne tür insan, ne tür ırk, ne tür dil ve ne tür inanç sahibi olacağımız belirleniyor. Yaşantımız ilerledikçe bizim için sistem tarafından belirlenen kavramlara sahip çıkmaya başlıyoruz. Aslında o kavramlar bize ait değil, sonradan elde edildi daha doğrusu, ettirildi!

Continue

Sistemin Yarattığı “Çıplak Vatandaş”lar!

Posted by Onur ALMIŞLAR in BirGün, Medya / Reklam, Yaşam

, , , ,

[Bu yazı 28 Eylül 2011 Tarihinde BirGün gazetesinde yayınlanmıştır]

Gazeteler ve televizyonlardaki siyasi gündemi takip etmekten, bu gündemin topluma yansımalarını eş dost sohbetlerinde tartışmaktan, anlatmaktan, konuşmaktan ve dinlemekten çok yorulmuştum. Beynim patates püresine dönmüştü. Bu karmaşık gündem; sıcak bir günde her tarafınıza yapışmaya çalışan ve durmadan vücudunuza saldıran sinekler gibi rahatsız edici gelmeye başlamıştı.   Birden kendimi televizyondaki magazin programlarına attım. Magazin seyretmek sineklerden arınmış serin bir ortamda şekerleme yapmak gibiydi; huzurlu ve sessiz… Ama olmadı.

Continue

Beyin kontrolü için çipe gerek var mı?

Posted by Onur ALMIŞLAR in BirGün, Medya / Reklam, Yaşam

, , , , ,

[Bu yazı 21 Eylül 2011 Tarihinde BirGün gazetesinde yayınlanmıştır]

Son yıllarda (çok meşhur laftır “son yıllarda”) teknolojinin getirdikleri ve getirecekleri, insanların kafasında “Yakında kafamıza çip koyacaklar, bizi kontrol edecekler!” düşüncesinin oluşmasına neden oldu. Bu düşünce bilimsel çalışmalarla da gerçekleşiyor illa ki. Yani bu düşünce sadece bir delinin kuyuya taş atması değil, gerçekten de üzerinde çalışılan bir düşünce. Ama sanki çipe falan gerek yokmuş gibi geliyor bana. Hatta bu gelişi “Ne gerek var!” diye de açıklayabilirim. Evet, ne gerek var ki? Tek tek tüm insanları topla, kafalarını aç, içine çip koy, dikiş at, sonra saldım çayıra sistem kayıra… Sanki kontrol yokmuş ta çip olacakmış, herkes kontrol altında olacakmış… Kontrol altında olmamız için önce kontrol dışında olmamız, yani özgür olmamız lazım değil mi? Öncelikle, zaten kontrol altında olduğumuzu bilelim. Tamam, hepimiz evlerimizde istediğimiz gibi yaşıyoruz, istediğimizi izliyoruz, istediğimizi dinliyoruz, istediğimiz zaman istediğimiz yere gidiyoruz, istediğimizi alıyoruz, istediğimiz zaman sevişiyoruz, istediğimiz zaman kitap okuyoruz, istediğimiz zaman yemek yiyoruz, istediğimiz zaman ibadet ediyoruz…

Continue

Reklamlarda ötekileştirilenler

Posted by Onur ALMIŞLAR in Medya / Reklam, Medyaloji, Yaşam

, , , ,

[Bu yazı 12 Ağustos 2011 Tarihinde Medyaloji.net’te yayınlanmıştır]

Bizler ve diğerleri, reklamların vazgeçilmez ana karakterleri. Reklamlarda iki türlü karakter vardır; birinci karakterler yani diğerleri asil, güzel, yakışıklı, güçlü, mükemmel ve aklınıza gelen tüm pozitif unvanlara sahip olanlardır. Ayrıca birinci karakterler reklamlarda pazarlanan ürünü kullanırlar ki zaten bu yüzden tüm pozitif unvanlara sahiptirler. Reklamlardaki ikinci karakterler yani bizler ise saf, aptal, ezik, gülünç, güçsüz ve aklınıza gelen tüm negatif unvanlara sahibizdir. İkinci karakterler reklamdaki ürünü kullanmayanlardır ki zaten bu yüzden tüm negatif unvanlara sahiptirler.

Bizler reklamlardaki ikinci karakteriz. Sahip olmadığımız ürünler yüzünden kendimizi ezik, güçsüz, çirkin, çaresiz, zavallı hissederiz. Beynimizin içine işleyen bu his sahip olmadığımız ürünlere sahip olanlar ya da sahip olamadığımız o ürünleri bize satmaya çalışanlar tarafından oluşturulur.

Continue