Aralık 2018

Blog Post

Z E N Y A M

Posted by Onur ALMIŞLAR in düşündüğüm, yazdığım

Yasa iyidir ama felsefenin üzerinde değildir. Yasa haksızlık yapmamaya zorlar, felsefe ise haksızlık yapmamayı öğretir .“*
                                                                                              Krates
O zamanlar, daha dik bile yürüyemiyorken; taşın, ağacın ya da bir derenin çok önemli olduğu, şimdiki modern toplumumuzun bize “vahşi” diyeceği ve hatta “yamyam bunlar” dediği, şimdi, bu zamandan bakınca çok muhteşem olmayan bir şeymiş gibi görünen insan olma yolculuğunun başlarında… Gece korkardık, gündüz de korkardık ama gece bir başka korkardık. Bir arada olmak, birbirimize sahip olmak, korumak, kollamak… Bunların yokluğundan korkardık. Var oluşumuza uygun yaşayarak ve diğer var olanların var oluşlarına uygun yaşayışlarına saygı duyarak korkardık. Yağmura, gök gürültüsüne, güneşe hayrandık. Hem hayrandık hem korkardık. Şimdiki modern toplumumuzun bize “vahşi” diyeceği ve hatta “yamyam bunlar” diyeceği günlerde…

Neler olduysa; o günlerin insanlığı, kıtalara ayrılıp yeni yaşam alanları bulup savaşlar, devrimler ve ölümler yaşayıp bugünlere gelmiş. Biz de Anadolu’ya… Bizim geldiğimiz yerde bir çok medeniyet kurulmuş, çağlar değişmiş, kültürler oluşmuş ve en sonunda zengin bir kültür bize miras kalmış. Kalmış kalmasına ama biz bu mirası yemiş bitirmişiz. Zengin bir kültürden sadece kültürsüz zenginliğe uzanan çorak bir coğrafya! Zengin var ama kültür yok!

Etrafımızı saran reklamlı, filmli, müzikli medyadan beynimize egosu yüksek, topluma ve bence ilk olarak kendisine saygısız, kendinden başkasını düşünmeyen narsist birey profili enjekte ediliyor. Çünkü günümüz toplumlarını oluşturan bireyler bu profiline yatkınlar. Artık insanlar komşusu açken kendisi tok yatıyor, zayıfı eziyor, güçsüzü korumuyor, dul ve yetim hakkı yiyor, iyilerin düşmanı kötülerin dostu oluyor . Artık insanlar hep bir üst basamağa ulaşmaya çalışıyor ve bunu yaparken de kimin tepesine bastığını önemsemiyor. Aslında ilk anda ilginç gelen ama oldukça normal olan bir durum da şu: tepesine basılanın da fırsatını ilk bulduğunda başkalarının tepesine basmak niyetinde olması!

Bu anlattıklarımın içinde sizler elbette yoksunuz, bunlar “bir arkadaşınıza” ve o arkadaşınızın yaşadığı topluma uyan tanımlamalar. Zaten kimse kendine yakıştırmaz! Sokakta yürürken kaldırımı kaplayan gruplar, markette izin bile istemeden önünüze geçenler, bankamatik kuyruğunda tam para çekme işlemi yaparken ensenizde bekleyenler, gülmeyi unutmuş insanlar, sizi kazıklamaya çalışan esnaflar, gece geç saatlere kadar gürültülü yaşayıp sizi apartman hayatından tiksindirenler, pazar günün o huzur dolu sessizliğini sabahın yedisinde elektrikli testere ile odun keserek bitirenler, kadınları dövenler, öldürenler, tecavüz edenler…

Etrafımıza bakınca zenginliğimizden gözlerimiz kamaşıyor. Her şeyimiz var; lüks evlerimiz, evlerimizde son teknoloji aletlerimiz; televizyonlarımız, telefonlarımız, tabletlerimiz, saatlerimiz, duble yollarımız, son model arabalarımız, yüksek betonlarımız… Her şeyimiz var ama bu sahip olduğumuz her şeyle ilgili kültürümüz yok! İçinden ve dışından zenginlik taşan apartmanlarımız var ama apartmanda yaşama kültürümüz yok. Lüks arabalarımız, “lüks” yollarımız var ama trafik kültürümüz yok. Kendimizden akıllı telefonlarımız var ama telefonu kullanma kültürümüz yok. Herkese çok kolay ulaşabileceğimiz internetimiz var ama internet kültürümüz yok. Dünyaya meydan okuyan siyasetçilerimiz var ama siyaset kültürümüz yok. Okullarımız var eğitim kültürümüz yok. Üniversitelerimiz var bilim kültürümüz yok. Adalet saraylarımız var ama hukuk kültürümüz yok. Her şeyimiz var, çok zenginiz ama kültürümüz yok.Evet, bir şeylere sahip olmuşuz ama sahip olduğumuz zenginliklerin kültürünü edinememişiz.

Zaman bizi dönüştürdü. Tam olarak nasıl ve ne zaman başladı bilemiyorum! Olmamız gerekenin aksine birbirini yiyen, kendinden başkasını düşünmeyen, iki yüzlü, saygısız, zevksiz, düşüncesiz, leşten bir parça kopartmaya çalışan akbabalar gibi her şeye üşüşen, altta kalanın canı çıksın, bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyen…

Tam olarak nasıl ve ne zaman başladı bilmiyorum! Bir virüs bu coğrafyaya yayıldı ve bizleri buna dönüştürdü; ZENYAM’a; zenginleşen yamyamlara!

* Kaynak