Blog Post

ZOMBİ İstilasında ne yaparız?

Posted by Onur ALMIŞLAR in düşündüğüm

, ,

Konsol Üssü kanalından Murat Sönmez ve Onur Kaya 22 Ocak günü “Zombi istilası olsa ne yaparsın?” başlıklı bir video* yayınladılar ve bu soru etrafında fikirlerini sundular. Videoyu izledikten sonra ben de düşünmeye başladım; gerçekten, böyle bir istila olsa ne yaparım? Kıyamet sonrası bir senaryoya hazır mıyım?Kıyamet! Dünyada gelişen olaylara ve gidişata bakınca salgın hastalıklar, nükleer savaş, kuraklık, iklim değişikliği, soyu tükenen canlılar, insanların çıldırması ve benzeri tehlikeler neticesinde yaşamın büyük bir bölümünün yok olması beklenmedik bir durum değil. Bu yok oluştan sonra hayatta kalanların yaşam mücadeleleri de öyle.

Zombiler hayatımıza ekranlardan girdi. Yani daha önce bununla ilgili bir kitap okumadıysak ya da hayal gücümüzde canlandırmadıysak veya başka bir şekilde haberimiz yoksa çoğumuz zombileri filmlerden, dizi ve oyunlardan tanıdık. Bu arada “zombi tanımak” da çok ilginç bir tanımlama oldu. Zombileri analiz edersek; zombilerin “yaşayan ölü” olduğunu, eğer ısırılırsak bizi de zombiye çevireceklerini, bazı yapımlarda gördüklerimiz dışında zombilerin yavaş hareket ettiğini, tırmanamadığını, koşamadığını, üzerimizi zombi organları ve kanıyla kaplarsak bizi fark etmediklerini, sese duyarlı olduklarını ve ironik olarak kafalarından etkisiz hale getirildiklerini biliyoruz. Beyinsiz bir yaratık beyninden vurulmadıkça etkisiz hale gelmiyor. Ölmüyor demiyorum çünkü zaten ölü!

Yazının videosunu izlemek için tıklayınız

Merak ettim ve benim dışımdaki insanlar bu konu hakkında ne düşünüyor diye insanlardan fikirlerini almak istedim. Yüz yüze, intsagram, facebook ve twitter üzerinden araştırma yaptım. Twitter ve facebook üzerinden “0” yazıyla “sıfır”, instagram üzerinden ise 5 kişi geri dönüş yaptı. Ya beni kimse sallamadı ya da konuyu sallamadılar. Ama yine de aldığım çok az cevaba göre bir sonuç çıkarmam gerekirse; insanların zombilerle ya da kıyamet sonrası hayatla pek ilgisi yok. Bunun en büyük nedeni insanların kıyamet öncesi bile yaşam mücadelesinde oldukları için olabilir veya bu konularla ilgilenmiyorlar. İlgilenenlerin cevapları ise şöyle:

-Zom bi mi? O ne ya?
-Google’dan “Zombilerle nasıl mücadele edilir” diye araştırırım
-Dost olurdum!
-Oturur derdin ne diye sorardım!
-Rick’i ararım!
– TWD’den öğrendiğim taktikleri uygularım tabii ki! 9 sezon boşuna kafa patlatmadık!
-Zombiyi yerim
-Tuvalete giderdim

Gördüğünüz gibi cevapların büyük kısmı komiklikler şakalar şeklinde olmuş. Benden kaynaklı da olabilir tabii ama etrafımdaki insanlardan bu konuyu ciddiye alan olmadı. Yani en nihayetinde hayali bir durum ve insanların böyle hayali bir durumu ciddiye almamaları da normal.

Peki insanlar gerçekçi bir durumu ciddiye alıyorlar mı? Yani zombi saldırısı olmasın ama yine kıyamet sonrası bir senaryo olsun; teknolojiyle ilgili hiç bir şey yok; elektrik yok, internet yok, teknolojik hiç bir alet yok, günümüz bilgi ve belgelerinin çoğunun da dijital olduğunu düşünürsek, bilgiye ulaşabileceğimiz bir materyal yok! Bunu önce kendime sordum. Mesela, ilk yardım biliyor muyum? Elim kesilse ne yapmam gerekiyor? Ayağım kırılırsa nasıl iyileştiririm? Yangında ve depremde ilk olarak ne yapmalıyım? Ateş nasıl yakarım? Nasıl barınak yaparım? Doğada bulunan hangi bitkiler yenir hangileri yenmez? Süt sağabilir miyim? Avlanma nasıl yapılır? Soğuktan donmak üzere olursam ne yapmalıyım? Bunlar ve benzeri durumlar başıma gelebilir (şimdi bile). Gördüm ki en basit tehlikeden en büyüğüne karşı hazırlıksız durumdayım. Keşke tek derdim zombi olsaymış!

Şu bir gerçek ki bizim toplumumuzda meraklısı dışında insanlar bu tarz bilgilerle pek ilgilenmiyorlar. Emniyet kemersiz araba kullanan, küçük çocuklarını ön koltuğa oturtan, her türlü işte güvenlik önlemi olmadan çalışan, “üç kişiliktir” yazan asansöre beş kişi binen, benzin istasyonundaki pompanın yanında sigara içen, iki tekerlekli taşıtlara kasksız binen, hayat felsefesi “bir şey olmaz” üzerine kurulmuş, ölümden korkmayan, hem kendi hem de başkalarının hayatlarını umursamayan insanların çoğunlukta olduğu bir toplumda yaşıyoruz. Düşünsenize, 2019 yılındayız ve “Trafikte öncelik artık yayalarda” diye bir kampanyamız var! Zombi saldırısı mı?

Bu durumu avantaj olarak kullanabilirim aslında. Nasıl bir avantaj? Netflix’te yayınlanan “Hakan-Muhafız” isimli diziden bir sahneyle örnek vereyim. Dizinin bir hastane sahnesi var. Dizideki karakterlerden birisinin hastane içinde girmemesi gereken bir yere girmesi lazım. Peki bunu nasıl yapacak? Hastanede panik yaratıp insanların dikkatini başka yere çekerek. Plan şu; yangın alarmı! Karakter yangın alarmına basıyor ve hastanedeki herkes sağa sola kaçışmaya başlıyor. Bu ancak dizilerde olur zaten. Bizde böyle bir şey olmaz!

Değerli dostlar bu ülkede yaşayan herkes bilir ki, hastanede (veya herhangi bir yerde) çalan bir alarmda kimse o dizideki gibi tepki vermez, kimse yerinden kalkmaz! Çünkü bilirler ki bizde öyle şeyler olmaz, bilirler ki o alarm bozuktur da ondan çalmıştır. Avrupa ve Amerika’da olabilir çünkü orada yaşayan insanlar bu tip durumlara hazırlıklı oluyorlar çünkü onlar bu tip durumları ciddiye alıyorlar. Bayılan bir insan ayılsın diye yüzüne sigara üflenen insanların olduğu memleketten bildiriyorum. O yüzden bizim ülkemizde alarm var kaçın falan türü aksiyonlar gerçekleşmez. Kimse evinde yangın söndürücü bulundurmaz, arabasında belki ama o da sadece araç muayene zamanında. Bizim felsefemiz “Bir şey olmaz!” dır. İşte bu felsefeyi avantaja çevirebilirim. Çünkü tehlikeyi kimse sallamayacağı için az rakibim, gerekli ekipmanları toplamak ve şehirden çıkmak için yeterli zamanım olacaktır. Herkes olayın farkına vardığında ortalık karışacağı için biraz çabuk karar vermem lazım.

Sadece ailemle mi gideceğim? Biraz kalabalık olmak iyi mi kötü mü bilemiyorum! Zamanım kısıtlı olduğu için buna hemen karar vermem lazım.

Peki nereye gideceğim? İnsanların az olduğu, pek uğranmayan, akla ilk gelmeyen, mümkün oldukça korunaklı veya korunaklı hale getirilebilecek malzemelere yakın bir yer seçmeliyim. Çünkü olaylar geliştikçe insanlar da zombiler kadar ki hatta daha da tehlikeli olacaktır. Kaynaklar artık üretilmediği için sınırlı olacak, barınmayı ve güvenliği sağlamak çok sıkıntı yaratacaktır.

Nereye gideceğimle birlikte nelere ihtiyacım olacak, bunları da düşünmem lazım! En temel ihtiyaçlar su ve gıda. Elektronik malzemelerle pek ilgilenmemem gerek. Güvenlik için silah lazım; ateşsiz silahlar; bıçak, balta, sopa vb. Bunların yanında ateşli silah da gerekebilir fakat ateşli silahlar için de mermi ve bakım malzemeleri gerekecek. Bu malzemeler de üretilmeyeceği için bir süre sonra ateşsiz silahlar daha kullanışlı olabilir. Ayrıca tüm malzemeleri çok dikkatli kullanmamız lazım. Yani mümkün olduğunca uzun süre yetecek ve dayanacak kadar. Yiyecek ikmalini, uzun süre dayanacağı için konserve yiyeceklerden yana kullanmalıyım. İleride sebze ve meyve yetiştirmek için bolca tohum almalıyım. Su işi biraz sıkıntı yaratabilir.

Evet değerli dostlar, bir zombi istilası olsa ilk yapacaklarım bunlar olurdu sanırım. Bu yapacaklarımı da zombi konulu dizi, film, oyun ve kitaplardan öğrendim. Teknoloji çağında yaşıyoruz. Sağımız solumuz teknoloji. Şimdi bana modern ekipman (çakmak, kibrit) kullanmadan ateş yak deseniz yakamam. Balık avlamayı bilmiyorum mesela. Tarla hiç sürmedim, domates, biber yetiştirmedim. Büyük marketler, balıkçılar, manavlar olmasa açlıktan ölürüm. Aslında örnek olarak bahsettiğim bu olumsuzluklar bir çoğumuz için de geçerli olabilir. Artık avcı toplayıcı değiliz. Bir felaket yaşanırsa bunları tekrar öğrenmek zorunda kalacağız.

Sizler de bir zombi saldırısı olsa ne yapardınız yorumlarda paylaşabilirsiniz değerli dostlar. Yeni videolarda görüşmek üzere. Zombi saldırısı olursa ne olacak acaba?

* Konsol Üssü kanalında yayınlanan ilgili video 

Leave a Comment

Your email address will never be published or shared and required fields are marked with an asterisk (*).

%d blogcu bunu beğendi: