Blog Post

Bir hayal kırıklığı olarak: YAGA

Posted by Onur ALMIŞLAR in oynadığım, yazdığım

,

Bazı oyunlar var zor, bazı oyunlar var; bazı bölümlerini geçmek zor, bazı oyunlar var hayal kırıklığı! Bugün sizlere YAGA isimli oyunu ve bu oyunda yaşadığım hayal kırıklıklarımı anlatacağım.

Bağımsız oyunlar büyük bütçeli oyunlardan daha çok hoşuma gidiyor. Bunun birçok sebebi var, mesela; illüstrasyona olan ilgim, daha yaratıcı ve benzersiz olmaları vs. YAGA da böyleydi. Bağımsız bir yapımdı, Türkçe dil desteği vardı, çizimleri güzeldi… Heyecanla aldım ve oynamaya başladım. Bölümler ilerledikçe heyecanım ve sevincim giderek mutsuzluğa dönüşmeye başladı.

YAGA’nın hikâyesi

YAGA, Slav kültürü ve halk efsanelerinden oluşan bir dünyada geçen aksiyon RPG oyunu. Oyunda Tzar ismindeki bir çardan aldığımız yapılması zor hatta neredeyse imkansız görevleri tamamlamak için bu büyülü dünyada dolaşıyoruz. Çardan aldığımız görevleri daha da imkansızlaştıran bir de “Antik Cadı” var. Oyunun başkahramanı olan İvan’ın tek kolu yok. İvan’ın kolunu kaybetmesinin nasıl gerçekleştiğini oyuna başladığımızda görebiliyoruz. Oyun tamamı ile Slav Kültürü ve Doğu Avrupa köylülerinin gözünden 14. yüzyıldan kalma bir dünyada: pagan inancı, ev ruhları, kirli yaratıklar, batıl inanç ve sihirle dolu. Yani ilginç ve etkileyici bir evren

Yaga’nın Nasıl bir oyun?

Yaga’da dört bölüm arasında yolculuk yapıyoruz. Bu bölümler oyunun görevleri değil, Bu bölümler Çar’ın sarayı, köy, ara bölge ve görev bölgesi. Bunları sırayla anlatayım daha sonra da İvan’ın ne tür yetenekleri var ve bunlar nasıl kullanılıyor onlardan bahsedeyim.

Çar’ın sarayı

Oyun içindeki görevleri aldığımız yer. Çar çok gıcık! Bize sürekli yapmamızın imkansız olduğu görevleri veriyor. Biz de bunları yapıyoruz. Neyse ki Çar biraz saf, bazen Çar’ın verdiği görevi yapmış gibi yaparak Çar’ı kandırabiliyoruz.

Köy

Burası İvan’ın köyü. Köyde İvan’ın evi ve çok sevgili Babuşka’sı var (Babaannesi ya da ninesi). Ayrıca ilk görevlerden bazılarını da köy sakinlerinden alıyoruz. Köy sakinleri dışında silahlarımız için eşya satan bir satıcı, sihir yapan bir büyücü de var. Köy ’ün şöyle bir kullanışı var: Görev dönüşlerinde veya görev sırasında ölüp ara bölgeye döndüğümüzde yeni ve güçlü silahlar için köyden alış veriş yapmamız gerekiyor. Eğer öldükten sonra silahsız olarak göreve yeniden başlarsak başarısız oluruz.

Ara Bölge

Bu ara bölge İvan’ın köyden çıkıp yolda giderken dinlendiği bir yer gibi. Burada da bir örs var. Göreve çıkmadan önceki son nokta olan bu yerde de silah üretme imkanımız var. Peki neden? Zaten köyde örs vardı ve köyde silah üretmiştik! Çünkü burada bir karga var. Bu karga ile konuşarak bize farklı eşyalar getirmesini isteyebiliyoruz, elbette bir para karşılığında. (Paralar da Köpek isminde bir şey) Bu karganın getirdiği materyaller biraz farklı ve güçlü olabiliyor. O nedenle bu bölgede de bir örs yani silah üretme atölyesi bulunuyor.

Harita

Harita oyundaki görevleri yaptığımız yer. Harita açık şekilde değil. Bulunduğumuz bölge dışındaki yerler karanlık ve bu bölgeler haritada ilerleyince açılıyor. Age Of Empires haritaları gibi yani. Haritada düşmanlar dışında yan görev denebilecek insan veya yaratıklarla da karşılaşıyoruz. Onlarla konuşarak görevleri alıyoruz. Eğer görevi yaparsak onlar da bizlere para, değerli ya da sihirli eşya gibi şeyler veriyorlar. Görev yerleri haritada sarı bir yıldız şeklinde görünüyor. Haritada bazı görevlerde dikkat etmemiz gereken bir durum var. Başıma geldiği için bu durumu sizlerle paylaşmak istiyorum. Bazı “boss” savaşlarından sonra yendiğimiz “boss”un arkasında bir giriş bulunuyor. Örnek: Altın örs için Bilge Stuhac ile savaşıyoruz. Onu yendiğimizde haritadan çıkış bölümüne gitmeyin. O görev için gerekli olan şey için orada bir yerde bir giriş oluyor. Ben birkaç görevde bunu fark etmedim ve görevi tamamlamadan haritadan çıktım. Yani görevin o canavarı yenmek olduğunu sanıyordum ama yenmek dışında o canavarın koruduğu bir şey olduğunu anlayamadım.

Bazen haritadaki “boss”larla savaşmadan, anlaşma yaparak da görevi tamamlayabiliyoruz. Oyunda zaten RPG öğeleri var. Verdiğiniz kararlara göre savaşıyor, anlaşıyor ya da yolunuza devam ediyoruz. Bu kararlar size aç gözlü, erdemli, aptal gibi özellik puanları veriyor.

İvan’ın yetenekleri

Yeteneklerden önce oyundaki göstergelerden de kısaca bahsedeyim. İvan’ın canını gösteren bir can barı, direnç barı ve bir de büyü barı var.

Yaga için değerli dostlarımdan birisi “Yuvarlanma simülasyonu” demişti. Evet, bu tam olarak doğru bir tanımlama olmasa da doğru bir tanımlama gibi görünüyor. Demirci İvan’ın belli yetenekleri var; çekiç, kesik koluna takabileceği; kalkan, orak ve ayı pençesi. Bu aletleri savaş esnasında yaratıklardan düşürdüğümüz, haritada gezerken iletişime geçip konuştuğumuz insan veya değişik yaratıklardan elde ettiğimiz materyalleri kullanarak farklı şekillerde üretebiliyoruz. İvan’ın kullanabileceği bir başka özellik ise sihirli eşyalar. Bu sihirli eşyalar da savaş esnasında işimize yarıyor. Bu eşyaları da pazar yerlerinden ya da harita içerisinden bulabiliyoruz.

İvan bir demirci olduğu için kendi silahlarını kendisi yapıyor. Silahları yapabilmek için bir örse ihtiyacı oluyor. Bu örs de köyde, göreve çıkmadan önce dinlendiğimiz ara bölgede ya da harita içindeki bazı yerlerde bulunuyor. Güçlü ve etkili çekiçler yapmak için güçlü ve etkili madenler ile sihirler kullanmalıyız. Ama sihir kullanmanın bir dezavantajı var! Çok sihir kullanınca bir cadı geliyor ve elimizdeki tüm silahları bizden alıyor.

İvan’ın kullandığı çekiç yakın dövüş ve uzaktaki yaratıkları vurmak için kullanılıyor. Yakın dövüş bildiğiniz gibi zaten; vur kır parçala. Uzaktaki yaratıklar için ise çekici fırlatıyorsunuz. Elimizde bulunan materyallere göre; yapmış olduğumuz çekicin farklı güçleri var. Bazı çekiçlerle düşmana üç kez vurmuş oluyoruz. Bazı çekiçler yıldırım çıkarıyor, bazıları ise yaratıklara vurdukça bize şans getiriyor.

Hikâyenin değişimi olayı

Yaga’nın farklı bir oynanışı var. Eğer haritadaki görev esnasında ölürsek, cadılar kurulu bize soruyor “İvan şimdi ne yapacak?” iki şansımız var: “İvan pes etmeye hazır değil” diyerek kaldığımız yerden az bir canla devam edebilir ya da pes edip hikâyeye baştan başlayabiliriz. Hikâye derken o anki görev için geçerli olan hikâyeye demek istiyorum, oyunu en baştan oynamıyoruz! Farklı olan ne peki? Hikâye, her öldüğümüzde farklılaşıyor. Görev aynı ama harita, haritada karşılaştığımız insanlar, yaratıklar değişiyor. Farklı tatlar, farklı lezzetler(!)

Genel olarak YAGA

YAGA çizimleri, müzikleri, karakterleri ve hikâyesiyle türünün güzel örneklerinden birisi. Slav kültürü ve halk efsanelerinin zenginliği ile daha da güzel bir oyun olabilir. Ama…

Hayal Kırıklıklarım

Evet, o kadar anlattım, övdüm şimdi de yerme zamanı! İlk başta şunu belirtmek istiyorum. Şu anki yermelerim haksızlık sayılabilir çünkü oyunun kötü olması ile oyuncunun kötü olması arasında tarafsız bir durumda olmayabilirim. Ben oyun kötü demiyorum ama oyunda beni mutsuz eden olaylar var diyorum. Belki de kötü olan benim oyunculuğumdur!

YAGA’yı büyük bir heyecanla aldım. Türkçe dil desteği var, çizgi film gibi çizimleri var, renkli, eğlenceli, komik bir oyun… Fakat oyunda ilerledikçe heyecanım ve sevincim bir kabusa, sıkıntıya ve mutsuzluğa dönüştü! Neler oldu?

Yeniden farklı hikâye deneyimi

Oyunun en büyük özelliklerinden birisi bu ve bunu yaşamamız için ölmemiz gerekiyor. Bunun oyuncuya zorla yaşatılmaması lazım bence! Ben farklı bir hikâye görmek için ölmek istemiyorum. Ben görevi tamamlayıp oyunun hikâyesini bitirmek istiyorum. Benim algıladığım şu: masalın farklı versiyonlarını gösterebilmek için oyunun zorluk seviyesinin bilerek yüksek yapılması. Çünkü ölmezseniz farklı versiyonları göremezsiniz!

Bunu hiç sevmedim! Görevin en sonunda ölüp, haritanın en başına gelerek tekrar her şeyi baştan yaşamak çok sıkıcı!

Sallan yuvarlan

İvan ile haritada ilerlemek çok can sıkıcı! İvan sadece yürüyor ve hızlı gitmek isterse de yuvarlanıyor. O kadar. Yuvarlan babam yuvarlan. Ohooo!

Bir de haritadaki etkileşim şekli sıkıntılı. Haritada hızlı ilerlemek için yuvarlanıyoruz ama yuvarlandığımız tuş aynı zamanda etkileşime geçme tuşu. Mesela yuvarlanırken biraz önce etkileşime geçtiğimiz kişinin yanından geçiyoruz ve tak diye etkileşime geçiyor. Ama ben bunu istemiyorum ki! Ben biran önce oradan uzaklaşmak istiyorum. Yuvarlanma tuşu ile etkileşime geçme tuşunu farklı yapmalılar bence!

Gitmeyen çekiç

İvan’ın tek işe yarar silahı olan çekiç savaş esnasında çalışmıyor. Yakın dövüş için tamam ama uzaktaki düşmanlara fırlatmaya sıra gelince maalesef çekiç hiç randımanlı çalışmıyor. Gitmiyor çünkü! Bu yüzden binlerce kez öldüm ve başa döndüm! Savaş esnasında gitmeyen çekiç, hiç kimse yokken Fizan’a kadar gidiyor ama savaşırken takılıyor; üç santim gidip geri geliyor. Ben belki gamepad bozuk diye düşünüp klavye ile oynadım ama sonuç değişmedi!

Büyücü

Zaten bir sürü yaratık var, canımız artıracak ekmek yok, bölümü geçmek için ter dökerken çekicimizi yaptığımız materyaller büyülü diye büyü barı yükseliyor ve büyücü gelip tüm silahlarımızı alıyor. Bu çok moral bozucu bir durum! Oyunun şu “zorla hikâyeyi baştan farklı oynayacaksınız” tercihi nedeniyle oyun zevki giderek sıkıcı, mutsuz bir deneyime dönüşüyor.  

Zor oyun oynamak istesem Dark Souls oynardım. YAGA benim için bir hayal kırıklığı oldu. Belki de yaşımın verdiği oynama yeteneğini kaybetmiş olmamdandır, bilemiyorum ama bu kadar zorlama olmaz! Bu kadar; oyuncuyu illa öldürelim ve hikayeyi baştan farklı oynatalım zorlaması olmaz!

Büyük ihtimalle oyunun son bölümüne geldim. Bunu canlı yayında bitiririm diye düşündüm ama olmadı. Bilge Stuhac ile karşılaştım ve savaşmak yerine anlaşmayı tercih ettim, altın örse giden yolu açtım ama o da ne? Kazanları yapamıyorum çünkü her kazan için beşer tane maden istiyor! Mecbur savaştık ve öldük. En baştan oynama artık dayanılmaz oldu ve oyunu sildim. Tamam dedim, benden bu kadar, artık bu çileye dayanamam!

Canlı yayının ertesi günü yani 14 Mayıs 2020 saat 11:00’de oyunu tekrar yükledim. Yine denedim ama bu ne zorluk! Yaratık üstüne yaratık… Bilge Stuhac ile tekrar karşılaştım. Oyun beni giderek zorluyordu, Bilge Stuhac neredeyse ölüyordu ve hatta öldü de ama aynı anda ben de öldüm ve ne oldu? Hikaye en baştan farklı şekilde…

Maalesef YAGA ile olan birlikteliğim burada son buldu. YAGA, benim için hayal kırıklığı ve mutsuzluk dolu zamanlar yaşadığım bir oyun olarak hafızama kazındı. Keşke farklı bir deneyim yaşayabilseydim ama olmadı. Ben mutsuz olmak için değil, keyif almak için oyun oynuyorum! Yine de yapımcıları tebrik ederim.

Oyunu tavsiye eder miyim?

Siz benim hayal kırıklıklarıma bakmayın. Oyun sizin için eğlenceli olabilir. Ama yine de oynanış videolarını izlemeden almanızı önermem.

  • Geliştirici: Breadcrumbs Interactive
  • Yayıncı: Versus Evil
  • Çıkış Tarihi: 12 Kasım 2019
  • Platformlar: PC Nintendo Switch Playstation 4 Xbox One Apple Arcade

Oynanış videolarını YouTube kanalımdan izleyebilirsiniz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: