Blog Post

Karadeniz’deki vaka sayılarının yüksek olma nedenleri

Posted by Onur ALMIŞLAR in düşündüğüm, yazdığım

, , ,

onuralmislar.com

Doğma büyüme Manisalıyım. Üniversiteyi kazanıp okumaya gidene kadar Karadeniz’i fıkralardan, televizyon programlarından ve coğrafya derslerinden tanıdım. Aslında çok da bilmiyormuşum Karadeniz’i. Karadeniz’de yaşamaya başladıktan sonra benim tanıdığım çoğu kişinin de Karadeniz’i bilmediğini, daha doğrusu Karadeniz bilgisinin dizi, film ve fıkralardan öğrendiği kadar olduğunu anladım. Mesela herkesin sürekli “Uy”, “Da”, “Haçan”, “Geleyrum”, “Gideyrum” diye konuştuğunu, Karadenizli olan herkesin “Laz” olduğunu sanıyordum. Karadeniz’e ilk geldiğinde her yerde Temel’i aradım ama benim en az rastladığım isim oldu Temel. Neyse, girişi çok uzattım derdimi anlatmaya başlayayım.

Dediğim gibi, ben Manisalıyım. Üniversiteyi kazandığım yıl olan 1999’dan günümüze kadar olan bölümde, yani yaklaşık 21 yıldır Doğu Karadeniz’de yaşıyorum. Bu süre içinde bölge insanını, bölgenin toplumsal yapısını, bölge ekonomisini, bölge mevsimlerini, bölgenin yaşam şartlarını öğrendim sayılır. Tecrübelerime dayanarak son zamanlarda Doğu Karadeniz’de yaşanan Covid 19 vaka artışının nedenlerini açıklamaya çalışacağım. Bunu sıradan bir vatandaş olarak yapıyorum. Yani herhangi bir bilimsel çalışma, makale, analiz olmayacak yazıda.

Sağlık Bakanlığı tarafından geçen hafta açıklanmaya başlanan her 100 bin kişideki Covid-19 verilerine göre Türkiye’de en çok vaka Trabzon, Rize, Ordu, Giresun ve Samsun yer aldı. Bir sonraki hafta açıklanan verilerde de ilk sırayı Doğu Karadeniz’deki iller aldı. Ben bu verileri ilk gördüğümde şaşırmıştım! Çünkü insanın aklına ilk olarak büyük şehirler geliyor. Büyük şehirlerde bile vakalar bu derece yüksek değilken bizim yaşadığımız yerlerde vakaların yüksek çıkması bana garip gelmişti. Ne kadar garip gelse de her şeyin bir açıklaması olabiliyor. Ben de kendi kendime sordum “Vakalar Karadeniz’de neden yüksek?” ve kendi sorduğum bu soruya (elbette başkaları da sormuştur) kendim bazı cevaplar vermeye çalıştım. Şimdi bu cevapları sizlerle de paylaşmak isterim.

Bana göre her şeyin temelinde insan sirkülasyonu yatıyor. Bu hem dışarıdan içeriye; başka bölgelerden Karadeniz’e gelme/gitme şeklinde hem de kendi içinde; eş, dost, akraba arası ziyaretlerden kaynaklı bir durum. Ek olarak bölge insanın birlikte yaşama tutkusu (Horondaki gibi yan yana) , akraba bağlılığı, bölgeye özgü örf ve gelenekler oluşan bu durumu etkileyen faktörlerden. Dolaşım çok olunca vakalarda ister istemez artışa neden oluyor. Detaylandırmaya çalışayım.

Genç ve Yaşlı Nüfus

Doğu Karadeniz’de iş imkânları az. Çay fabrikaları dışında genç nüfusun ihtiyacını karşılayabilecek bir sanayi yok. Bu nedenle Karadeniz insanı iş imkânlarının daha çok olduğu bölgelere göç ediyor. Gençler çalışmak için göç ettiğinde geride yaşlılar kalıyor. Memleketlerinde kalan yaşlı insanlar hasta oluyorlar veya yaşlı insanların çözemeyeceği bazı sorunlar oluşuyor. Bu durumda Karadeniz bölgesinde olmayan gençler memleketteki yaşlılarıyla ilgilenmek için Karadeniz’e geliyorlar.

Memleket Hasreti

Karadeniz insanı memleketini çok sever. Herkes memleketini sever ama Karadeniz insanı bir başka! Karadeniz insanı memleketini sevdiği gibi memleketlisini de sever. Kendimden örnek vereyim. Manisalı olduğumu söylemiştim. Ara sıra Rize’de, Manisa’dan gelen insanlarla tanışıyorum. Aramızdaki sohbet “Aaa! Manisalı mısınız? Neresi? Aa! biz de şurası!” şeklinde bölgeye dair birkaç muhabbetten sonra bitiyor. Manisalı birisini görmem benim için bir şey ifade etmiyor. Eğer o kişiyi daha önce tanımıyorsam sıradan bir karşılaşma gibi gelip geçiyor. Ama Karadeniz insanı öyle değil. Onlar birbirlerini bırakmıyorlar. Tabii bu durum bana özel de olabilir, belki de insan canlısı biri değilimdir ama genel olarak batıda doğup büyümüş insanlar kendi akraba çevresi ve tanıdıkları dışında aynı memlekette yaşadığı ama tanımadığı birisi için zaman ayırmıyor.  

Karadeniz insanı memleketine çok bağlı. Onları Karadeniz’e bağlayan çok şey var; balıkçılık, atmacacılık, tulum, kemençe… Çocukluktan beridir alıştıkları lezzetler; kara lahana, mısır ekmeği, pekmez, minci, muhlama… Ve hepimizde olan eş dost ve arkadaşlar. Karadeniz’den göçüp başka bölgelere yerleşen insanlar yıl içerisinde her fırsatta memleketlerine geliyorlar. Bu gelişler de yıl içerisinde oldukça çok oluyor.

Tarımsal Göç

Karadeniz’de tarım çay ve fındık üzerinden ilerliyor. Kivi, mandalina, portakal, armut gibi ürünler de var ama tarım treninin lokomotifi çay. Yukarıda bahsettiğim gibi bölgede hep yaşlılar var. Çay zamanı olduğunda veya olmadan önce yarıcı ayarlama, bahçelere gübre atma, arazinin bakımı, çayın toplanması gibi işlerin yapılması gerekiyor. Ama yaşlılar bu işi yapamaz. Mecburen Karadeniz’de olmayan, bölgeden göç etmiş nüfus tarım zamanı memleketlerine geliyorlar. Bu göçün içinde komple göçen sadece çay zamanı Karadeniz’e gelen aileler de var. Gerçi çay ve gübreleme işi Mart ayında başlıyor ama yine de arazi için nüfus hareketliliği oluyor.

Eş, dost ve akrabalık bağları

Ben bütün Karadeniz’i inceleyemediğim için yaşadığım yer olan Ardeşen / RİZE’den örnekler veriyorum. Ardeşen’de insanlar sülalesine çok bağlı. Nüfusu da çok kalabalık olmadığından henüz geriye dönük akrabalık bağları unutulmamış. Ardeşen’de herkes birbiriyle akraba neredeyse. Peki, bunun anlamı ne?

Diyelim ki AZİZ sülalesinden birisi hastaneye yattı. O soy isimle akrabalık bağı olan çok sayıda insan hemen hastaneye akın ediyor. Hastaya gidilmezse bir eksiklik olacakmış gibi oluyor. Eğer kişi hasta değil de ölmüş ise o zaman insan hareketliliği çok daha fazla oluyor (Her bölgenin kendine özgü adetleri var. Benim memleketimde bir yakınınız öldüğünde insanlar sadece 1 gün gelip taziyelerini bildirir ve sonraki günlerde çok yakınlar haricinde kimse gelip gitmez. Ama mesela şu an yaşadığım yer olan Rize / Ardeşen’de cenaze taziyesi 4 gün sürüyor). Ölüm haberinin alınmasıyla, cenazesi olan evin bulunduğu sokak dakikalar içinde araçlarla doluyor. Bu kalabalığa akrabalar dışında şehirde yaşayan diğer insanlar da katılınca kalabalık daha da artıyor ve bu kalabalık 4 gün boyunca devam ediyor.

Sadece kötü günde değil iyi günde de hep birlikteler. Nişan, düğün, iş yeri açılışı vs. Hepsinin dışında, bölge insanı birebirine çok bağlı ve birlikte zaman geçirmeyi seviyorlar. Çünkü Karadeniz zor bir yer. Birlikte olmadan yaşamak zor. Coğrafyası sert. İnsanlar da birbirleriyle yaşamaya alışmışlar. Her akşam olmasa bile hafta sonları gruplar halinde toplanmalar çok oluyor. Bunu bir sonraki maddede açıklayayım.

Köyler ve şehir

Doğu Karadeniz’de şehir ile köyler birbirine geçmiş durumda. Yani dışarıdan gelen birisi şehirden köye giderken aradaki geçişi anlayamaz. Köyler dışında “Mahalle” adı verilen yerleşimler de var. Mahalleler hemen şehrin içinde aslında. Şehir merkezi binalarla dolu olduğundan yeşillikler azalmış ama şehrin hemen bir adım arkası doğa. Mahalle dediğim yerler buraları. Sıralama şöyle: Şehir, mahalle, köy. Ama bu üçü arasında belirgin bir geçiş olmadığı için sanki hep aynı gibi geliyor insana.

Hafta içi şehirde zaman geçiren bölge halkının çoğu hafta sonu mahalle ve köylere gidiyorlar. Mahalle ve köylerde ise yaşam hep bir arada olma şeklinde sürüyor. İnsanlar daha çok bir araya geliyorlar. Çünkü mahalle ve köy kültürü buna müsait.

Sonuç

Başta da belirttiğim gibi vaka sayılarını artış sebebi hem iç hem de dış sirkülasyon olabilir. Göç eden nüfusun; memlekette bıraktığı yaşlılarıyla ilgilenmesi ve tarım işlerini için bölgeye gelip gitmesi. Bölgede yaşayan insanların akrabalık bağları, örf ve adetler için bir araya gelmeleri. Hafta sonları şehirden köy ve mahallelere geçip kalabalıklar halinde toplanılması ve Karadeniz’deki şehirlerin birbirine yakınlığı da insan sirkülasyonunu arttırıyor ve bu sirkülasyon neticesinde vaka sayılarında artış gerçekleşiyor olabilir. Bölgesel faktörler dışında ülke genelinde olan; kurallara uymayan, bana bir şey olmaz diyen, virüse inanmayan kişileri de unutmamak lazım!      

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: