Press ESC to close

Onur ALMIŞLAROnur ALMIŞLAR Bir faninin dünya günlükleri

Stalker 2: Atmosferiyle büyüleyen, oynanışıyla zaman zaman zorlayan bir deneyim

Stalker 2 benim ilk ciddi Stalker deneyimim oldu. Daha önce ilk oyuna biraz bakmıştım ama çok fazla oynayamamıştım. Bu yüzden seriye aslında Stalker 2 ile başladım diyebilirim. Oyunu oynarken ilk dikkatimi çeken şey atmosfer oldu. Ben zaten distopik atmosferleri seviyorum. Dünyanın yıkılmış olması, insanların az olması, yaratıkların olması ve her yerin tehlikeli görünmesi bana heyecan veriyor. Modern tasarımlardansa böyle yıkılmış dünyaları daha ilgi çekici buluyorum. Stalker 2’nin atmosferi gerçekten çok güzel yapılmış. Bataklıklar, tarlalar, eski evler, radyasyondan zarar görmüş bölgeler ve harabeler çok başarılı. Sesler de oldukça ürpertici. Oyunda gezerken sürekli yalnızlık hissediyorsunuz. Her an bir tehlikeyle karşılaşacakmış gibi bir his var. Bu hissi çok iyi vermişler. Silah tasarımlarını da sevdim. Hedef vurmanın biraz zor olması ve oyunun daha gerçekçi bir yapıda olması hoşuma gitti. Stalker zaten hiçbir zaman kolay bir oyun olmamış. Ben bunu oynarken daha iyi anladım.

Hikâye aslında güzel ama ben hikâyeye çok odaklanamadım. Bunun sebebi de biraz açık dünya yapısı oldu. Çünkü ne kadar atmosferi güzel olsa da oyundaki çatışma mekanikleri beni zaman zaman oyundan uzaklaştırdı. Açık dünyaa gezerken, ondna bundan kaçarken hikayeye odaklanamadım açıkçası. Burada yanlış anlaşılmasın; vuruş hissiyatı tamamen kötü değil. Silah kullanmak keyifli, sesler ve silahların hissi de fena değil. Benim asıl sıkıntım çatışmaların dengesiyle oldu. Bazen düşmanlara çok fazla mermi sıkıyorsunuz ama sanki hiçbir şey olmamış gibi devam ediyorlar. Özellikle kafa vuruşu yapmadığınız zaman bazı düşmanlar gereğinden fazla mermi emiyormuş gibi hissettiriyor.

Düşman yapay zekâsı da bazen can sıkabiliyor. Özellikle sizi görmeden yerinizi biliyorlarmış gibi davranmaları hoşuma gitmedi. Çatışmalar biraz daha iyi dengelenmiş olsaydı açık dünyayı daha fazla gezmek isterdim. Bu yüzden bazı yerlerde daraldım ve oyunu bitirmeye odaklandım. Normalde açık dünyada daha fazla dolaşırdım.

Bu tarz bir oyunda yere yatma mekaniğinin olmaması bana garip geldi. Sadece çömelme var. Bence yere yatma da olmalıydı. Bir diğer garip konu ise NPC’ler ve mutantlar oldu. Bazen etrafta hiçbir şey yokken bir anda düşmanlar veya mutantlar ortaya çıkıyor. Özellikle köpek sürüleri birden beliriyor ve çok hızlı hareket ediyorlar. Mutantlarla ve düşmanlarla çatışırken bazen oyun size nefes alma şansı vermiyormuş gibi hissettiriyor. Sağlık basmak veya toparlanmak için yeterli fırsatı bulamadığım anlar oldu. Gerçi birkaç kez öldükten sonra ne yapmanız gerektiğini öğreniyorsunuz ama yine de ilk karşılaşmalarda zorlayıcı olabiliyor.

Oyunda en çok sıkıntı yaşadığım konulardan biri hızlı seyahat sistemi oldu. Aslında var ama yok gibi. Rehberler sizi belirli bölgelere götürüyor ama her yere götürmüyorlar. Yine uzun uzun yürümek zorunda kalıyorsunuz. Oyun boyunca çok fazla yürüdüm. Bir göreve gidiyorsunuz, kilometrelerce yol yürüyorsunuz. Görev bitiyor, tekrar geri dönüyorsunuz. Yürümek tek başına sorun değil ama bazen yol boyunca çok fazla şey yaşanmıyor. Ayrıca rehberlerle görüşürken, yani bir yere gitmek istediğimizi söylerken harita açılmıyor. HAritadaki gideceğim yerin ismini unutursam; rehberle görüşmemden ayrılmam gerekiyor, tekrar haritaya giriyorum sonra tekrar rehberle görüşme vs. Bu işlem çok uzun oluyor. Keşke rehberle görüşrüken gideceğimiz yeri haritadan seçebilseymişiz.

Zulalar da beni çok ödüllendirmedi. Araştırma yapıyorsunuz ama çoğu zaman içinden çok sıradan eşyalar çıkıyor. Sucuk yiye yiye sucuk olduk 🙂 Daha ilginç silahlar veya daha değerli ödüller olsaydı keşif yapmak daha heyecanlı olabilirdi. Ben de “NAsılsa sucuk veya ekmek çıkar” diye pek dolaşmak istemedim.

Bir diğer konu ise ağırlık sistemi. Sürekli yük problemi yaşıyorsunuz. Silahlar bozuluyor. Yanınızda yedek silah taşıyorsunuz, bu sefer ağırlık artıyor. Taşımazsanız çatışmada silah bozulduğunda sıkıntı yaşayabiliyorsunuz. Satıcılara eşya satıyorsunuz, çok ucuza alıyorlar. Silah tamir ettiriyorsunuz, çok pahalıya mal oluyor. Bu konuda oyunun dengesinin tam oturmadığını düşünüyorum.

Bütün bunlara rağmen oyunu sonuna kadar oynadım ve bitirdim. Ben bir oyunu sevmiyorsam zaten sonuna kadar gitmem. Eksikleri var ama genel olarak keyif aldım. Oyunun atmosferini, gerilim hissini ve dünyasını sevdim. Korktuğum, heyecanlandığım ve gerildiğim çok yer oldu. Bu yüzden Stalker 2’yi oynamak isteyenlere tavsiye ederim. Ayrıca oyunun geliştirildiği şartları da unutmamak lazım. Yapımcıların yaşadığı zorluklar düşünüldüğünde çok acımasız eleştirmek istemiyorum.

Bence Stalker 2 iyi bir oyun. Eksikleri var ama güçlü tarafları da çok fazla. Umarım ileride çıkacak yeni oyunda bu eksikler giderilir ve daha da iyi bir Stalker deneyimi ortaya çıkar.

Sevdiğim yönler

  • Distopik atmosfer
  • Bataklıklar, tarlalar ve harabeler
  • Ürpertici ses tasarımı
  • Yalnızlık hissi
  • Sürekli tehlike hissi
  • Silah tasarımları
  • Gerçekçilik anlayışı
  • Hikâye ve sinematikler
  • Gerilim duygusu
  • Sonuna kadar oynatmayı başarması

Sevmediğim yönler

  • Düşmanların zaman zaman fazla mermi emmesi
  • Yapay zekânın bazen haksız avantaj sağlaması
  • Yere yatma mekaniğinin olmaması
  • NPC ve mutantların aniden ortaya çıkabilmesi
  • Hızlı seyahat sisteminin yetersiz kalması
  • Çok fazla yürüyüş olması
  • Zulaların yeterince ödüllendirici olmaması
  • Ağırlık sisteminin fazla kısıtlayıcı olması
  • Tamir masraflarının yüksek olması
  • Ekonomi dengesinin tam oturmamış olması

Onur ALMIŞLAR

Merhaba ben Onur, Amatör etiketiyle tanıtabileceğim, iki çocuk babası sıradan bir vatandaşım. Günlük hayatımda karşılaştığım ve yaşadığım durumları paylaşmak için buradayım. Zaman ayırdığınız için teşekkür ederim. Sevgiler...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir