düşündüğüm

Blog Post

SALYANGOZ

Posted by Onur ALMIŞLAR in düşündüğüm, hikayem, yazdığım

,

Neden olmasın?” diye düşünüyordu; uzaktaki yoldan gelen kamyon seslerinin, dışarıdaki bir kaç yalnız kuş cıvıltısının ve öğlen sıcağının tam ortasında, her şeyden bıkmış, hayattan bezmiş, içinde bulunduğu toplumdaki insanların yamyamlıklarından tiksinmiş ve bu bir düzeni olmayan toplumda -ona göre düzeni olmayan bu şeye toplum da denemezdi, bunlar olsa olsa bir yığındı – maalesef kendisinin de ait olduğu bu yığının arasına sıkışmış bir halde hissederken kendini “Neden olmasın?” diye düşünüyordu.

Blog Post

Anlam yüklemek ya da yüklememek!

Posted by Onur ALMIŞLAR in düşündüğüm, okuduğum, yazdığım

,

Bu aralar kitap okuyamıyorum. Bilemiyorum işte! Kendimi kitaplara veremiyorum. Son okuduğum -halen okuyorum, bitiremedim- kitabın (Beyin – Senin Hikayen / David Eagleman / Domingo ) bir yerinde aklıma bir şey takıldı ve bunu bloğumda paylaşmak istedim. Kitabın 162 ve 163. Sayfalarında iki psikologun yaptığı bir deneyden bahsediliyor. Bu deneyle amaçlananın “Toplumsal niyet algılamaya ne kadar hazır olduğumuzu göstermek” olduğu söyleniyor. Aklıma takılan kısım ise deneyde anlatılan bir durumla ilgili. Önce deneyin ne olduğunu kitaptan alıntılayayım ve sonra da aklımın takıldığı konuya bir bakalım.

Blog Post

Neşe doluyor…

Posted by Onur ALMIŞLAR in düşündüğüm, yazdığım

,

Bugün 23 Nisan, neşe doluyor… Popüler kültür içerisinde olunca bazen o kültürün içinde yeşeren akımlara kapılmadan duramıyor insan. Bugün 23 Nisan diye çocukluk fotoğraflarını paylaştı birçok kişi sosyal medya hesaplarından. Ben de paylaştım haliyle. Fakat bir garip oldum çocukluk fotoğrafıma bakınca. Yaşlanmak duygusunun verdiği o “Vay be!”den öte bir şeydi. O fotoğrafa bakınca…

O hangi çocuk olsa severdim çünkü masumdu, gözleri gülüyordu yani gerçekti, kirlenmemişti, kötüyü bilmiyordu, dizleri yara, burnu sümüklüydü ama umursamıyordu, altında eski bir şort, ağı yırtılmış, üstünde bir tişört güveler yemiş, delinmiş ama o umursamıyor. Saf, temiz ve gülüyor. Gülme kavramını yaşıyor, bizim gibi değil! Bir gardırop eşyası olarak kullanmıyor başkalarına güzel görünsün diye, cüzdanında lazım olur diye taşıdığımız kartvizitler gibi taşımıyor mesela, içinden geldiği gibi, dünyaya ait gibi, henüz “İnsanoğlu” olmamış ya da çoktan kemale ermiş gibi gülüyor. Gözleri…

Bugün 23 Nisan… Baktım herkes çocukluk fotoğrafını paylaşıyor, ben de paylaştım haliyle. Fakat bir garip oldum çocukluk fotoğrafıma bakınca. Yaşlanmak duygusunun verdiği o “Vay be!”den öte bir şeydi. O fotoğrafa bakınca… Ama izin almadım çocukluğumdan!  

Blog Post

The White Door

Posted by Onur ALMIŞLAR in düşündüğüm, oynadığım

, , , , ,

Zombi kesmekten, yaratıklardan saklanmaktan nefessiz kaldık. Silah arayıp rakipleri vurup saatler harcadık, devasa haritalarda koşturduk durduk, üç boyutlu muhteşem animasyonlar izledik ve aksiyon dolu maceralara atıldık. Şimdi durulma zamanı. Şimdi White Door zamanı. Beyaz kapıyı açacak, içeriye girecek ve bu gizemli dünyayı keşfedeceğiz. The White Door son zamanlarda oynadığım en ilginç oyundu.