düşündüğüm

Blog Post

Filiz delirelim mi?

Posted by Onur ALMIŞLAR in düşündüğüm, yazdığım

,

Ne gerek var ki, neden akıllı akıllı dolaşıyoruz etrafta? Siyasetle, ekonomiyle, medyayla, kültürle, tiyatroyla, sanatla, bilimle ve bilumum akıl gerektiren işlerle ilgilenip ne yapıyoruz? Manyak mıyız biz? Eğer manyaksak hemen kimlik değiştirelim ve deli olalım.

Misal kimse yarın işe gitmesin. Herkes şortunu, spor ayakkabısını giysin gelsin şehrin meydanına. Önce yüz kale maç yapalım, ardından tüm şehirdeki zillere basıp kaçalım, sonra bağa bahçeye dalıp erik çalarız. Deli olmadan önce biraz çocuk olalım.

Duvara bir kare çizelim ve içinden geçmeye çalışalım mesela. Ne bileyim? Boş havuza atlayalım elli metre yüksekten. Yüksekten korkan tüple dalsın hemen havuzun dibinden.

Belki şehre bir siyasetçi gelir bir miting olur, oraya gidelim. Coşkulu kalabalık olalım, ellerimizde bayraklar dalgalandıralım falan. Tam siyasetçi kürsüye çıkıp büyük bir iştahla “Sevgili hemş..” derken hobaa hepimiz meydanın dört bir yanına dağılalım. Apışıp kalsın orada tek başına.

Televizyonun ekranından bize seslenen ankermenleri şaşırtalım mesela. Herkes bulunduğu bölgedeki tv kanalının önünde toplansın. İlgili kanal tam canlı yayına girerken ve spiker haberleri heyecanlı heyecanlı verirken stüdyoyu basalım. Herkes donunu çıkarıp sallasın ekrandan ve herkes her yerdeki akrabalarına selam göndersin. Kameraları yumurta yağmuruna tutalım. Haberleri kaçıranlar tartışma programlarını bassınlar. Kalabalıklar tartışma programındaki tarafların arkasına kümelensinler. Herkes kendi tarafındaki tartışmacının “A” demesiyle, yok yok ağzından hangi harf çıkarsa çıksın hemen alkışlamaya başlasın. Ya da hiç tartışma yaptırmadan direk kulaklarına hep birlikte vuvuzela üfleyelim.

Gazetelerin matbaalarını basalım. Matbaanın ortasına binlerce fotokopi makinesi koyalım. Matbaayı basanlar tek tek kendilerinin fotokopisini çeksinler; isteyen kıçını, isteyen başını, sonra o fotokopilerden birinci sayfa yapalım. Üçüncü sayfanın içine sıçalım, sayfalar birbirine yapışsın ve kimse açamasın?

Ne bileyim işte Filiz! Akıllı olup kanser olacağımıza deli olup mutlu olalım. Ne dersin?

Blog Post

-Basında biz- tamam ama ya Google’da?

Posted by Onur ALMIŞLAR in düşündüğüm, yazdığım

,

Hemen hemen her markanın bir internet sitesi var. Bu internet siteleri markalarla sınırlı değil elbette, kişilerin ve kurumların da internet siteleri var. Tüm internet sitelerinde standart sayfalar vardır; ana sayfa-hakkımızda-misyon vizyon-iletişim “basında biz”… Bunlardan konumuzla ilgili olanı “Basında biz” sayfaları.

Bir markanın veya kurumun internet sitesindeki sayfalardan belki de en etkilisi ya da etkili olduğu düşünülendir “Basında biz”. Bir kere medyada; gazetelerde ve televizyonlarda haberi çıkmış olmak ilgili markanın tüketici gözünde büyük görünmesine neden olur. Çünkü sıradan vatandaş bir markanın medyada haberinin çıkmasına büyük bir şey diye bakar ki “Basında biz” sayfalarında hep iyi haberler vardır. İlgili markanın medyada ne kadar haberi varsa o marka o kadar iyidir(mi?). Rakiplerinden daha çok basında yer almışsa değmeyin o markanın keyfine. Ama “Basında biz” sayfalarıyla ilgili bir gerçek var: Basında biz sayfaları sübjektiftir. Yani ilgili markanın internet sitesinde yer alan “Basında biz” sayfasında o markayla ilgili kötü bir haberi bulamazsınız. Sürekli iyi haberler, güzel yazılar, aman da aman ne markayız be arkadaş kahkahaları vs.

Markaların konvansiyonel medyada kötü haberlerinin çıkması neredeyse imkansızdır çünkü konvansiyonel medyayı besleyen reklamlardır ve reklamları da markalar verir. Bir marka ancak medya organıyla arası kötüyse; ilgili marka ilgili medya organına reklam vermiyorsa ya da o marka ilgili medya organının rakibiyse – bazı medya organlarının patronları birçok ticari işle uğraştıklarını düşünürsek- o zaman hakkında kötü haber çıkabilir. Buradaki “kötü haber” yanlış anlaşılmasın, kötülük marka içindir yoksa haberin içeriğinde bir kötülük yoktur. Mesela bir terlik firmasının terlikleri çok kötüdür, dayanıksızdır, fiyatları olması gerekenden yüksektir, medyada bu konuyla ilgili yer alan tüketiciyi bilgilendiren gerçek haberler terlik firması açısından kötüdür ama tüketici için kötü değildir.

Markaların medyada yer alan haberlerinin büyük bir çoğunluğu markaların medya ilişkileri direktörleri veya danışmanları tarafından hazırlanan basın bültenleridir. Yani o haber ilgili medya organı tarafından yapılmaz, haber zaten marka tarafından hazırlanmıştır: Bülten medya organına gönderilir ve medya organı da hazır bülteni yayınlar.

Bir diğer konu, bazı markalar medya organlarındaki köşe yazarlarını gezilere götürüler; yedirirler, içirirler, gezdirirler ve sonra marka hakkında harika yazılar yazmalarını beklerler. Bu tür haberlere “Hanut” denir. Yani her şey karşılıklıdır, “Yedirdim yazacaksın”dır. Köşe yazarını yediren, içiren, gezdiren marka da “bakın ne kadar da basında yer aldık” diyerek, gezide yiyen içen gazetecinin yazısını internet sitesindeki “Basında biz” sayfasına koyar, vatandaş da yer!

Markaların internet sitelerinde yer alan “Basında biz” sayfaları vatandaş için hiçbir şey ifade etmez, yanıltıcıdır, sübjektiftir, çıkar ilişkisinin bir ürünüdür. İnternet gelişip yaygınlaştıktan, Google her şeyi meydana döktükten ve sosyal medya ayağa kalktıktan sonra “Basında biz” sayfaları markaların kendi kendilerini tatminden başka hiçbir işe yaramazlar. Bu sayfalar sadece ilgili markaların mastürbasyonudur; o sayfalara bakıp bakıp orgazm olurlar.

X, Y, Z ve diğer tüm markalar istedikleri kadar “Basında biz” sayfasında kendileri için iyi olan haberlere yer versinler, bir önemi yok. İlgili markanın adını Google’a yazdıktan sonra gerçek “Basında biz” sayfaları başlar. Hangi marka ne halt yemiş, kime ne kazık atmış, hangi işçiyi işten çıkarmış, kime hangi boktan ürünü kakalamış öğrenebilirsiniz. Şikayetvar.com?a girer, hangi markalar ne kadar ve ne konuda şikayet almış öğrenirsiniz. Facebook, Twitter ve FriendFeed’te bir göz atar ve hangi marka sizin için tehlikeli, hangi marka sizin için uygun görebilirsiniz. Vatandaşlar kişisel deneyimlerini diğer vatandaşlarla paylaşırlar. Tabii sosyal medya diyerek her yorumu doğru kabul etmemek lazım; vatandaş kurnaz da markalar saf mı? Sosyal medyada da markaların yalakası olan, sahte hesaplarla tüketicilerden yanaymış gibi görünen, sizi kandırmaya çalışan kişiler mevcuttur. Yorumları dikkatlice incelemek de fayda var.

Kısacası “Basında biz” sayfalarını artık bir önemi kalmamıştır. Önemli olan Google’da siz ve sosyal medyada siz sayfalarıdır. Bence markalar kendi kendisini tatmin etmeyi bırakıp vatandaşa tüm gerçekleri sunmaya çalışmalılar. Markaların internet sitelerinde yer alan “Basında biz” sayfalarında sadece ver gazı haberleri olmamalı, tüketicilerden gelen eleştiriler, sosyal medyada çıkan kötü haberler de olmalı. Hem saklamanızın ne faydası var? Zaten bu haberlere ulaşamıyor muyuz? Ama bizim ulaşmamız önemli değil, önemli olan bunu sizin dürüstçe bize sunmanızdır.

Blog Post

Tüketim çılgınlığı!

Posted by Onur ALMIŞLAR in düşündüğüm

Masai Mara’daki hayvanatın gerçekleştirdiği “Büyük Göç”, Mesai Para’daki insanatın gerçekleştirdiği tüketim çılgınlığına benziyor. Kesinlikle aynı değiller, sadece benziyorlar. Hayvanlar doğası gereği yani içgüdüsel olarak tüketime yönelirken insanlar medya tarafından büyütülen, genlerinde bulunan ve doymak bilmeyen iştahlarıyla tüketiyorlar. Hayvanat için sadece “Hayatta kalmak için ye!” ilkesi geçerliyken insanat için “Hava atmak için ye!”, “Büyük indirimden yararlan!”, “Evde var ama çok ucuz al!”, “Komşunu geç!”, “O’nda var da sen de neden yok?”, “Daha fazlasını iste!”, “Düşünme sadece al!”, “Orman dediğin nedir ki!”, “Çanak çömlek patlasın aga!”, “Nabıcan bacaya filtreyi falan” ve benzeri ilkeler geçerlidir…

Blog Post

İlkelliğe de yatırım yapmalı

Posted by Onur ALMIŞLAR in düşündüğüm, yazdığım

, , ,

Yeni bir yıl, yeni umutlar, yeni heyecanlar, yeni hayaller, sağlık, mutluluk, başarı vs. Bunlar iyi niyetli dilekler ama biz ne dilersek dileyelim her şey olması gerektiği gibi olacak. Tabi bazı şeyleri de ancak kendimiz yapabileceğiz. Mesela sigara içenler sağlıklı bir yıl istiyorlarsa önce sigarayı bırakacaklar. Sadece dilek dilemekle olmaz değil mi? Başarı isteyenler çok çalışacaklar, kendilerini geliştirecekler, azimli olacaklar. Evde oturup “Hadi başarı gel” diyerek başarı gelmeyecek. Yani demek istiyorum ki, biraz gayret göstereceğiz. Ama İlla da başarılı olacağız diye bir kural yok! Çünkü tüm insanların mutlu veya başarılı olması mümkün değil, dünyanın düzenine aykırı. Hep gündüz olmasını, havanın hep sıcak olmasını istemek gibi bir şey bu! Mümkün mü? Elbette hayır! Güzel düşünmek, güzel ve iyi şeyler istemek hakkımız ama kendimizi hayatın gerçeklerinden koparmayalım. Masal dünyasında yaşamıyoruz ki masallardaki hayatlar bile sandığımız kadar muhteşem değildir! Masallardaki periler bile size istekleriniz için sınırsız şans vermezler; ya üç hakkınız vardır ya da gece yarısına kadar vaktiniz?

Blog Post

Tüm Kitap Satışı Yapan Siteler Birleşin!

Posted by Onur ALMIŞLAR in düşündüğüm, yazdığım

,

Kitap okumak çok güzel fakat bulmak zor. Hele ki benim gibi küçük şehirlerde yaşayanlar için daha da zor. Ben kitap alışverişlerini genellikle internet üzerinden yapıyorum. Belki büyük bir çoğunluk da aynı şekilde kitap alışverişlerini internet üzerinden yapıyordur. Bu alış veriş güzel ama bazı istenmeyen durumları da var. İşte internet üzerinden yaptığım bu alışverişlerde kitap satışı yapan sitelerde karşılaştığım en istemediğim durum: “Satış dışı” ya da “Tükendi” mesajları.