izlediğim

Blog Post

5 Öneri | ŞUBAT

Posted by Onur ALMIŞLAR in dinlediğim, izlediğim, okuduğum, yazdığım

, , , ,

Merhaba değerli dostlar, Yeni bir seriyle sizlerle birlikteyiz. Bundan sonra her ay bir ya da iki kez “5 Öneri” isimli içeriği okuduğum kitapi seyrettiğim film, izlediğim dizi, dinlediğim müzik ve takip ettiğim YouTube kanalı / oynadığım oyun olan paylaşımlarda bulunacağım. Amacım tükettiğim içerikleri sizlerle paylaşmak. İlk kez yayınlayacağım bu paylaşım ve diğerleriyle ilgili sizlerin de yorum ve önerilerinizi bekliyorum.

Blog Post

83 Numaralı formayı giyen çocuk

Posted by Onur ALMIŞLAR in düşündüğüm, izlediğim, yaşadığım

O kadar ihtiyacımız var ki! Neye olduğuna siz karar vereceksiniz çünkü eğer bir şeye ihtiyacınız varsa bu sizinle ilgili. Benim de bir şeye ihtiyacım var ama ne olduğuna karar veremedim. Sanırım hayatımın istediğim şekilde olmamasının nedeni de bu kararsızlığım. Ne olacağıma, ne istediğime karar veremedim. Bazen kendimi havaya sıkılmış bir kurşun gibi hissediyorum; hedefsiz, denk gele, boşuna atılmış kör bir kurşun. Ben kararsızım!

Birçok şeye yeteneğiniz olabilir ve bunlarda başarılı da olabilirsiniz ama bu durum herkes için geçerli değil. Şu ana kadar yaşadıklarımdan -eğer yaşadıysam- anladığım en önemli şey şudur: Hayatta bir hedefiniz olacak ve o hedefte ilerleyeceksiniz. Dur şunu da yapayım, dur bunu da deneyeyim, biraz da bununla ilgileneyim derken bir bakıyorsunuz ki, yolun sonuna gelmişsiniz. Zaten yolun sonuna geldiğinizde pek fazla seçeneğiniz de kalmıyor. Elinizde hayal kırıklıkları, kolunuzda boşa geçen zamanlar, cebinizde üç kuruş, arkanızda bir ömür…

Ben kendimi hep büyük bir kıta gibi gördüm. O kadar güzel, o kadar muhteşemdim ki, mutlaka keşfedilmeliydim. Mutlaka bir gün bir Kristof Kolomb gelecek ve beni keşfedecekti. Zaman ilerledikçe anladım ki, ben keşfedilecek bir kıta değil, o kıtada yalnız başına kalan sıradan bir insanmışım. Ömür boyu kıtada tek başıma kalamayacağımı anladım. Keşfedilmeyi bırakıp o kıtadan kurtulmalıydım. Bir kağıt buldum önce, sonra bir kalem, sonra bir şişe. Kağıda bir şeyler yazıp şişenin içine koydum, sonra da şişeyi denize attım ve birisinin o şişeyi bulup bana geri dönmesini istedim. Bir gün o şişe geri geldi; içinde yazdıklarımı okuyan birisinin yazdıklarıyla. Sonra şişeye başka bir mesaj yazıp tekrar denize attım, bir zaman sonra şişe başka bir mesajla geri geldi. Sonra, bir şişe daha gönderdim uzaklara… Bekledim, çok bekledim ama şişe geri gelmedi. Sonra, şişeyi de, kıtadan kurtulmayı da bir kenara bıraktım, her şeyden vazgeçip, kıtanın kuytu bir köşesinde karamsarlığıma saklandım. Pes ettim, vazgeçtim, boş verdim.

Bir gün, karamsarlığıma sarılmış, hayata dön rüzgârından korunurken, başımın ucunda bir şişe gördüm. Önce gözlerimi ovaladım, uzun uzun şişeye baktım. Sonra üstümden atıp karamsarlığımı etrafıma bakındım. Her şeyden umudu kesmişken, vazgeçmişken, boş vermişken ve beklesem bile denizden gelmesini bekleyecekken şişenin, başucumda olması. Ama nasıl, kim, neden? Derken, yanımda; içinde yazılmış bir mesaj bulunan şişeyi bulmam bana güç, heves verdi, beni ateşledi. Yazmayı çok özlemişim!

Şimdi, bu yazıyı bu paragrafa kadar okuduysanız, haklı olarak “Tamam da birader, bu 83 numaralı formayı giyen çocuk nerede?” diye sorabilirsiniz. Şimdi o çocuğa geleyim. O çocuk, çok sevdiğim filmlerden birisi olan “Yenilmez/Invincible“in bir sahnesinde görünen çocuktur.

“Dikkat! Yazının bu bölümü film hakkında detaylar içermektedir (Spoiler)”

Vince Papale Philadelphia Eagles futbol (Amerikan) takımının ateşli bir taraftarıdır. Kendisi de gayet iyi bir oyuncudur ama profesyonel değildir. Philadelphia Eagles kötü günler geçirmektedir. Takım bir türlü istenen başarıyı elde edememiştir. Takımın başına yeni getirilen antrenör belki bir çözüm olacağını düşünerek takım için seçme yapılacağını ve bu seçmelere vatandaşların da katılacağını söyler. Vince Papale de bu seçmelere katılmayı düşünür. Vince Papale seçmelere katılacağı zamanlarda tıpkı Philadelphia Eagles gibi kötü günler geçirmektedir. İşsizdir, karısından boşanmıştır. Vince Papale seçmelere girer ve kazanır. Fakat seçmeleri kazanması takımda oynayacağını göstermez. Aslında kendisi de pek inanmamaktadır takıma girebileceğine. Takımla yapılan idmanlarda yaşadığı zorluklar, arkadaşlarının ve babasının işten çıkarılmaları, kendisinin işsizliği ve bir de bu saatten sonra futbol neyime, bana buradan ekmek çıkmaz düşüncesi Vince Papale’yi iyice karamsarlığa sokmuştur. Vince “haddini” bilip futbol rüyasını bırakmayı, bir iş bulmayı ve normal vatandaş gibi yaşamayı düşünmektedir. İşte bu umutsuzluğun içindeyken, tam vazgeçmişken, boş vermişken, pes etmişken, arabasıyla bir sokaktan geçerken, bir bahçede top oynayan çocuklardan birisi arabasının önünü keser. Çünkü top Vince Papale?nin arabasının önüne düşmüştür. Vince boş boş çocuğun topu almasını ve oynadıkları bahçeye dönmesini izlerken, çocuğun sırtındaki formayı görür! Çocuğun giydiği o forma Philadelphia Eagles formasıdır ve formanın numarası “83”tür. O numara Vince Papale’nindir. İşte o an Vince için her şey değişir. 83 numaralı formayı giyen çocuk Vince Papale’nin umudu olmuştur, O’nu gaza getirmiştir, heveslendirmiştir, umutlandırmıştır, ateşlemiştir. Tıpkı, karamsarlığının içinde yumak olmuş benim o şişeyi gördüğüm gibi.


“Spoiler sonu”

Bir Vince Papale olmasam da, O’nun kadar inanmasam da, başaramasam da, en iyi ve en sevdiğim şeyi yapmaya devam ediyorum. Yazmayı seviyorum.

Hayat, bazen, 83 numaralı formayı giyen çocukları çıkarıyor karşımıza. İyi de yapıyor. Onlara ihtiyacımız var! İyi ki o 83 numaralı formayı giyen çocuklar varlar, iyi ki umut var, iyi ki!

Teşekkürler Doğa!

Blog Post

Tanıdık geliyor mu?

Posted by Onur ALMIŞLAR in izlediğim

,

Baskılarla korkutulmuş, korkuyla sindirilmiş, korkmayanlara ve sinmeyenlere hadleri bildirilen, iktidarı rahatsız ettiği için müziklerin bile yasaklandığı, iktidarın istediği dışında yayın yapamayan ve tamamen iktidara bağımlı bir medyası olan, eşcinsellerin ve farklı dinden olanların aşağılandığı hatta inancı olmayanların yok edilmesi gerektiğinin savunulduğu, hükümetin istediği gibi olmayanların yaşamak için olduklarından farklı davrandıkları, ülkeyi yöneten partinin lideriyle ilgili en ufak bir eleştirinin veya mizahın anında cezalandırıldığı, vatandaşları hükümet tarafından sürekli dinlenen ve hükümetin hoşuna gitmeyen sözlerin dinlemeye takılmasıyla dinlenenlerin cezalandırıldığı, güzel ama yalan sözlerle halkın sürekli uyutulduğu, askerinden polisine, din görevlisinden doktoruna, akademisyeninden gazetecisine kadar her yere hükümetin adamlarının yerleştirildiği, hükümeti kötü, zayıf ve hatalı gösterecek her olayın hemen ört bas edildiği, hükümeti protesto etmek için gösteri yapmak isteyen öğrencilerin, işçilerin, sivil toplum örgütlerinin aşırı şiddetle püskürtüldüğü ve gerekirse bu kişilerin yok edildiği sivil ama faşist bir yönetimin hüküm sürdüğü bir ülke?