yazdığım

Blog Post

Tek Kişilik Stüdyodan: Oneiros

Posted by Onur ALMIŞLAR in oynadığım, yazdığım

, ,

Merhaba değerli dostlar, bu aralar çok merak saldığım bulmaca oyunlardan birisi olan ve 27 Mart 2020’de çıkış yapan Oneiros iismli oyunla ilgili görüşlerimi paylaşacağım. Oyunun dikkat çeken bir yanı oyunun yapımcısı olan Coal Valley Games stüdyonun tek kişilik bir ekipten oluşması. Bu belki de normal bir durumdur ama bana ilginç geldi.

Blog Post

Seni nasıl unutacağım: Ori and the Will of the Wisps

Posted by Onur ALMIŞLAR in oynadığım, yazdığım

, ,

Bazı oyunlar var, hayattaki bazı şeyler gibiler; orada duruyorlar, her gün yanından geçiyorsunuz, görüyorsunuz, duyuyorsunuz ama bir türlü onu incelemeye, yakından tanımaya zaman bulamıyorsunuz. Bu bazen çıplak ayakla çimlerde gezmek, bazen de serin sulara balıklama atlamak gibi oluyor. Hep oradalar ama işte… Bir çekince, aman boş ver sonra yaparım aptallığı… Bazen de mecburiyetlerden, imkânsızlıklardan dolayı onlara yaklaşmıyorsunuz. Ori de benim için öyleydi. Çok duymuştum, çok görmüştüm, çok oynamak istemiştim ama uzun bir süre olmadı. Sonra bir gün…

Blog Post

Neşe doluyor…

Posted by Onur ALMIŞLAR in düşündüğüm, yazdığım

,

Bugün 23 Nisan, neşe doluyor… Popüler kültür içerisinde olunca bazen o kültürün içinde yeşeren akımlara kapılmadan duramıyor insan. Bugün 23 Nisan diye çocukluk fotoğraflarını paylaştı birçok kişi sosyal medya hesaplarından. Ben de paylaştım haliyle. Fakat bir garip oldum çocukluk fotoğrafıma bakınca. Yaşlanmak duygusunun verdiği o “Vay be!”den öte bir şeydi. O fotoğrafa bakınca…

O hangi çocuk olsa severdim çünkü masumdu, gözleri gülüyordu yani gerçekti, kirlenmemişti, kötüyü bilmiyordu, dizleri yara, burnu sümüklüydü ama umursamıyordu, altında eski bir şort, ağı yırtılmış, üstünde bir tişört güveler yemiş, delinmiş ama o umursamıyor. Saf, temiz ve gülüyor. Gülme kavramını yaşıyor, bizim gibi değil! Bir gardırop eşyası olarak kullanmıyor başkalarına güzel görünsün diye, cüzdanında lazım olur diye taşıdığımız kartvizitler gibi taşımıyor mesela, içinden geldiği gibi, dünyaya ait gibi, henüz “İnsanoğlu” olmamış ya da çoktan kemale ermiş gibi gülüyor. Gözleri…

Bugün 23 Nisan… Baktım herkes çocukluk fotoğrafını paylaşıyor, ben de paylaştım haliyle. Fakat bir garip oldum çocukluk fotoğrafıma bakınca. Yaşlanmak duygusunun verdiği o “Vay be!”den öte bir şeydi. O fotoğrafa bakınca… Ama izin almadım çocukluğumdan!  

Blog Post

Horozun Görevi!

Posted by Onur ALMIŞLAR in hikayem, yazdığım

,

Kulağımda bir çınlama sandım ilk önce. Biraz sıcak olduğu için oda, yorganı attım üzerimden ve çınlamanın nereden geldiğini bulmaya çalıştım. Bu, normal kulak çınlaması değil, sanki elektronik bir aletten gelen dijital bir sese benziyordu. Biraz daha dinledim ama yan komşunun horozunun vakitsiz ötüşü sesi bulmamı zorlaştırıyordu. Ne garip hayvan şu horoz! Neden ötüyor ki? Çocukken bize öğrettikleri gibi değildir sanırım ya da belki de öyledir bilemiyorum. Neden ötüyordu bu horoz? İnsanlık için bir görevi olması mümkün mü? Neymiş, bizi uyandırıyormuş. Neden böyle bir görevi var ki? Neyse…

Blog Post

Ağlattın be! A Plague Tale: Innocence

Posted by Onur ALMIŞLAR in oynadığım, yazdığım

, ,

Metlerini çok duymuştum ama kendileriyle tanışmam biraz zaman aldı.  A Plague Tale: Innocence (Bir veba hikayesi: Masumiyet) isimli oyunun başkahramanları Amicia ve kardeşi Hugo’dan bahsediyorum. Böyle söyleyince biraz garip oldu! Ne de olsa bir oyunda yer alan iki dijital karakterden başka bir şey değiller ama onları gerçek birer insan gibi benimsedim! Çünkü Amicia kızıma, Hugo da oğluma benziyordu… Bir veba Hikâyesi benim için çok duygusal anlar yaşadığım bir deneyim oldu.