Posts tagged ‘reklam’

Blog Post

Binlerce dostum olsa yalnız kalmasam!

Posted by Onur ALMIŞLAR in düşündüğüm, yazdığım

,

Çocuklar için olan sesli bir hikâye kitabındaki şarkıda söylüyordu başlıktaki cümleyi. Bir çocuk için biraz fazla dostluk isteği ve biraz da fazla karamsar geldi bu cümle bana. Beş altı yaşındaki çocuk neden yalnız olsun? Olamaz mı? Elbette olabilir ama neden olsun. Çocuğun yalnızlığıyla ilgili düşüncelerime geçmeden önce şu bin dost meselesini düşünmek istiyorum.

Blog Post

-Basında biz- tamam ama ya Google’da?

Posted by Onur ALMIŞLAR in düşündüğüm, yazdığım

,

Hemen hemen her markanın bir internet sitesi var. Bu internet siteleri markalarla sınırlı değil elbette, kişilerin ve kurumların da internet siteleri var. Tüm internet sitelerinde standart sayfalar vardır; ana sayfa-hakkımızda-misyon vizyon-iletişim “basında biz”… Bunlardan konumuzla ilgili olanı “Basında biz” sayfaları.

Bir markanın veya kurumun internet sitesindeki sayfalardan belki de en etkilisi ya da etkili olduğu düşünülendir “Basında biz”. Bir kere medyada; gazetelerde ve televizyonlarda haberi çıkmış olmak ilgili markanın tüketici gözünde büyük görünmesine neden olur. Çünkü sıradan vatandaş bir markanın medyada haberinin çıkmasına büyük bir şey diye bakar ki “Basında biz” sayfalarında hep iyi haberler vardır. İlgili markanın medyada ne kadar haberi varsa o marka o kadar iyidir(mi?). Rakiplerinden daha çok basında yer almışsa değmeyin o markanın keyfine. Ama “Basında biz” sayfalarıyla ilgili bir gerçek var: Basında biz sayfaları sübjektiftir. Yani ilgili markanın internet sitesinde yer alan “Basında biz” sayfasında o markayla ilgili kötü bir haberi bulamazsınız. Sürekli iyi haberler, güzel yazılar, aman da aman ne markayız be arkadaş kahkahaları vs.

Markaların konvansiyonel medyada kötü haberlerinin çıkması neredeyse imkansızdır çünkü konvansiyonel medyayı besleyen reklamlardır ve reklamları da markalar verir. Bir marka ancak medya organıyla arası kötüyse; ilgili marka ilgili medya organına reklam vermiyorsa ya da o marka ilgili medya organının rakibiyse – bazı medya organlarının patronları birçok ticari işle uğraştıklarını düşünürsek- o zaman hakkında kötü haber çıkabilir. Buradaki “kötü haber” yanlış anlaşılmasın, kötülük marka içindir yoksa haberin içeriğinde bir kötülük yoktur. Mesela bir terlik firmasının terlikleri çok kötüdür, dayanıksızdır, fiyatları olması gerekenden yüksektir, medyada bu konuyla ilgili yer alan tüketiciyi bilgilendiren gerçek haberler terlik firması açısından kötüdür ama tüketici için kötü değildir.

Markaların medyada yer alan haberlerinin büyük bir çoğunluğu markaların medya ilişkileri direktörleri veya danışmanları tarafından hazırlanan basın bültenleridir. Yani o haber ilgili medya organı tarafından yapılmaz, haber zaten marka tarafından hazırlanmıştır: Bülten medya organına gönderilir ve medya organı da hazır bülteni yayınlar.

Bir diğer konu, bazı markalar medya organlarındaki köşe yazarlarını gezilere götürüler; yedirirler, içirirler, gezdirirler ve sonra marka hakkında harika yazılar yazmalarını beklerler. Bu tür haberlere “Hanut” denir. Yani her şey karşılıklıdır, “Yedirdim yazacaksın”dır. Köşe yazarını yediren, içiren, gezdiren marka da “bakın ne kadar da basında yer aldık” diyerek, gezide yiyen içen gazetecinin yazısını internet sitesindeki “Basında biz” sayfasına koyar, vatandaş da yer!

Markaların internet sitelerinde yer alan “Basında biz” sayfaları vatandaş için hiçbir şey ifade etmez, yanıltıcıdır, sübjektiftir, çıkar ilişkisinin bir ürünüdür. İnternet gelişip yaygınlaştıktan, Google her şeyi meydana döktükten ve sosyal medya ayağa kalktıktan sonra “Basında biz” sayfaları markaların kendi kendilerini tatminden başka hiçbir işe yaramazlar. Bu sayfalar sadece ilgili markaların mastürbasyonudur; o sayfalara bakıp bakıp orgazm olurlar.

X, Y, Z ve diğer tüm markalar istedikleri kadar “Basında biz” sayfasında kendileri için iyi olan haberlere yer versinler, bir önemi yok. İlgili markanın adını Google’a yazdıktan sonra gerçek “Basında biz” sayfaları başlar. Hangi marka ne halt yemiş, kime ne kazık atmış, hangi işçiyi işten çıkarmış, kime hangi boktan ürünü kakalamış öğrenebilirsiniz. Şikayetvar.com?a girer, hangi markalar ne kadar ve ne konuda şikayet almış öğrenirsiniz. Facebook, Twitter ve FriendFeed’te bir göz atar ve hangi marka sizin için tehlikeli, hangi marka sizin için uygun görebilirsiniz. Vatandaşlar kişisel deneyimlerini diğer vatandaşlarla paylaşırlar. Tabii sosyal medya diyerek her yorumu doğru kabul etmemek lazım; vatandaş kurnaz da markalar saf mı? Sosyal medyada da markaların yalakası olan, sahte hesaplarla tüketicilerden yanaymış gibi görünen, sizi kandırmaya çalışan kişiler mevcuttur. Yorumları dikkatlice incelemek de fayda var.

Kısacası “Basında biz” sayfalarını artık bir önemi kalmamıştır. Önemli olan Google’da siz ve sosyal medyada siz sayfalarıdır. Bence markalar kendi kendisini tatmin etmeyi bırakıp vatandaşa tüm gerçekleri sunmaya çalışmalılar. Markaların internet sitelerinde yer alan “Basında biz” sayfalarında sadece ver gazı haberleri olmamalı, tüketicilerden gelen eleştiriler, sosyal medyada çıkan kötü haberler de olmalı. Hem saklamanızın ne faydası var? Zaten bu haberlere ulaşamıyor muyuz? Ama bizim ulaşmamız önemli değil, önemli olan bunu sizin dürüstçe bize sunmanızdır.

Blog Post

Reklam Hikâyeleri: Haftasonu

Posted by Onur ALMIŞLAR in hikayem, yazdığım

,

Geçen hafta benim için çok hareketli geçti. Öyle ilginç şeyler yaşadım ki inanamazsınız! Efendim,  hafta sonu yeni çıkan kitaplara bakmak ve evle ilgili bazı eksikleri temin etmek için çarşıya gittim. Alış veriş için her zaman gittiğim şehirdeki en büyük marketi tercih ettim. Çünkü aradığım her şey burada vardı ve üstelik eve servis hizmeti de veriyorlardı.

Markete girince yine her zaman ki gibi ilk olarak kitap reyonuna gittim. Kitap reyonu markete girdikten sonra hemen sağda kapıya çok yakın bir yerdeydi. Keyif içinde yeni çıkan kitaplara bakıyordum ki bir koşuşturma, bir gürültü tüm dikkatimi dağıttı. Kitapları bırakıp gürültünün geldiği yöne doğru baktım ve marketin kapısının önünde bir arbede yaşandığını gördüm. Siyahlar giyinmiş bir bayan, o bayanın iki koluna yapışmış market görevlileri ve bu arbedenin nedenini merak eden meraklı müşteriler! Ben de meraklandım ve hemen olayın olduğu yere gittim; neler yaşandığını anlamaya çalıştım.