Press ESC to close

Onur ALMIŞLAROnur ALMIŞLAR Bir faninin dünya günlükleri

Bir çanta dolusu soru

Netflix’te yayınlanan Kasaba dizisini izlerken aklıma takılan şey dizi olmadı aslında. Dizi sadece yıllardır zihnimin bir köşesinde dolaşan bir soruyu dürttü. Hani bazen olur ya, bir sahne gelir ve sen “bunu ben de çok düşündüm” dersin. İşte tam olarak öyle bir an.

Yıllardır kendi kendime düşünürüm:
Yolda yürürken bir arabanın kapısı açılsa, bir çanta düşse… Merak edip açsam… Ve içinden binlerce dolar çıksa… Alır mıyım, almaz mıyım?

Bu soru hep basit gibi durur ama hiç de basit değildir. Çünkü “alırım” dediğin an, zihnin sana tek bir korku değil, bir korkular zinciri hediye eder. Sorular arka arkaya dizilir, biri bitmeden diğeri başlar. Biri beni gördü mü? Paranın sahibi kim? Ne kadar süre bende kalacak? Nasıl harcanır? Harcarken fark edilir mi? Kamera var mıydı? Çantayı değiştirmem gerekir mi? Ya beni bulurlarsa?

Soruların bitmemesinin sebebi şu: O çantayla birlikte sadece para almıyorsun, bir hikâyenin içine de giriyorsun.

İşin bir de ahlaki tarafı var. O parayı aldığın an, aslında bir trene biniyorsun. Adına ister “suç treni” de, ister “geri dönüşsüz yol”. Ve bu trenin vagonlarında başına ne gelirse gelsin, artık “ben bilmiyordum” deme şansın kalmıyor. Çünkü o bileti kendi iradenle kestin.

İnsan kendini kandırmakta da oldukça maharetlidir. “Yolda buldum”, “sahibini bilmiyorum”, “zaten aramaz” gibi cümleler, vicdanı susturmak için hızlıca devreye girer. Ama gerçek basittir: O para senin değildir ve hiçbir zaman da olmamıştır.

Bir de işin daha karanlık bir ihtimali vardır: Ya bu para kirliyse? Temiz paranın sahibi belki umudunu keser, belki aramayı bırakır. Ama kirli paranın sahibi parayı arar. Ve çoğu zaman sadece parayı değil, seni de bulur. Bulduğunda ise yanında hayatını da götürür.

Kasaba dizisi tam olarak bu noktadan başlıyor. Küçük bir kasabada yaşayan iki arkadaş… Sıradan, görünmez, kimsenin dikkatini çekmediği hayatlar. Bir gün yolda giderken kaza yapmış bir araba görüyorlar. Yaklaşıyorlar. Merak ediyorlar. Ve arabanın içinde çantalar dolusu para buluyorlar.

Aslında dizi orada bitiyor. Hikâye ise tam orada başlıyor. Çünkü mesele para değil. Mesele, o paraya dokunduğun an artık eskisi gibi biri olamamak.

Bu ilk bölümde beni asıl yakalayan şey buydu. İnsan bazen başına gelenlerle değil, verdiği bir saniyelik kararla değişiyor. Ve bazı kararların geri dönüşü olmuyor. Küçük bir kasabada da olsan, büyük bir şehirde de… O çantanın ağırlığı her yerde aynı.

Devamında kim kimden kaçar, kim kime dönüşür, sırlar nasıl büyür… Bunlar sonraki meseleler. Ama dizinin daha ilk adımda sorduğu soru hep aynı yerde duruyor:
O çantayı yerden alır mıydın?

Diziyi izlerken şunu düşündüm; eğer yalnız olsaydım belki alabilirdim ama başkaları varken almak istemezdim. Çünkü kalabalığın getirdiği bir kontrolsüzlük var. Aslında kalabalık varken de almasam yani yalnız değilken, 5 kişiyle birlikte bulsam bu çantayı ve “Ben bu işe karışmıyorum!” desem sanki bu işten sıyrılamazmışım gibi geldi. Çünkü bu sefer o paranın gerçek sahipleri yerine, birlikte olduğum diğer dört kişinin hedefinde olabilirim. O dört kişi “Bu, şimdi paraya karışmak istemedi ama bizi GÖRDÜ! Ya bizi ispiyonlarsa?” diye düşünüp içlerinde şüphe ağaçları büyütebilirler. Kötülerden önce kendi arkadaşlarım bana kötülük yapabilirler. Karmaşık…

Ne olursa olsun, en rahatsız edicisi şu: “Evet” demenin de, “hayır” demenin de bir bedeli var.

Kasaba dizisi hakkında kısa bilgi

Kasaba, Netflix’te yayınlanan ve küçük bir yerleşim yerinde geçen suç–dram türünde bir yapım. Hikâye, tesadüfen bulunan büyük bir para üzerinden, sıradan insanların nasıl hızla başka birine dönüştüğünü anlatıyor. Dizi; ahlak, korku, suç ve “bir kere oldu” denilen kararların sonuçları üzerine kurulu.

Büyük şehir suç hikâyelerinin aksine Kasaba, küçük yer psikolojisini merkeze alıyor. Herkesin birbirini tanıdığı, sırların saklanamadığı, bir olayın dalga dalga yayıldığı bir yerde suçla yaşamanın yarattığı baskı dizinin temel atmosferini oluşturuyor.

Oyuncu kadrosu

Dizinin güçlü yanlarından biri de dikkat çeken oyuncu kadrosu:

  • Okan Yalabık
  • Özgürcan Çevik
  • Ozan Dolunay
  • Büşra Develi
  • Kerem Can
  • Açelya Devrim Yılhan
  • Sarp Aydınoğlu
  • Fehmi Karaarslan
  • Eylül Ersöz
  • Mine Teber

Oyunculukların genel tonu abartıdan uzak; daha çok gerilim, tedirginlik ve içe atılan korku üzerinden ilerliyor. Bu da dizinin anlattığı “küçük yerde büyük sır” hissini daha inandırıcı kılıyor.

Onur ALMIŞLAR

Merhaba ben Onur, Amatör etiketiyle tanıtabileceğim, iki çocuk babası sıradan bir vatandaşım. Günlük hayatımda karşılaştığım ve yaşadığım durumları paylaşmak için buradayım. Zaman ayırdığınız için teşekkür ederim. Sevgiler...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir